Haftanın Yorumu

Şiddet bulaşıcıdır…


Şiddet, toplumsal huzuru ve de en önemlisi aile birlikteliğini tehdit ediyor…
 
Hep dile getiriyoruz, Türkiye bir şiddet sarmalı içerisinde, ilgili ve yetkililer çözüm üretmeli, diye…
 
Ama maalesef ciddi çözümler üretilmediği ortada…
 
Çözüm üretilmediği gibi Milli Eğitim Bakanlığı geçtiğimiz hafta “MEB Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği”nde değişikliğe giderek toplumsal cinsiyet eşitliğini tüm alanlardan kaldırdı…
 
Oysa şiddeti ve en önemlisi de kadın cinayetlerini önlemek için cinsiyet eşitlikçi eğitim o kadar önemli ki…
 
Ama maalesef insanların çocukluktan itibaren eğitimini sağlayacak Milli Eğitim bile bu konuda öncü olması gerekirken geri adım atmış bulunuyor…
 
Şiddet her yerde… Evde, ailede, okulda, işte…
 
Antalya Kepez’deki Zübeyde Hanım Çocuk Yetiştirme Yurdu’nda kalan 15 yaşındaki A.N.E.’nin tuvalete götürdüğü 6 yaşındaki D.V.P.’nin boğazını sıkarak başını defalarca beton zemine vurmasıyla ilgili ....
 
 

Forum

Oniki Eylül Bindokuzyüzseksen, Değişen Ne?


Fikret İLKİZ

Kandıra Cezaevi’nden döndüğüm gece takvim 12 Eylül 2019 tarihini gösteriyordu.
 
Ne tuhaf bir tarih…  Tuhaf sorular üşüşüyor aklıma! Soruyorum; neden?
 
Neden insanlar insanların hapsedilmesini ister, neden hapsedilmesi için uğraşır.
 
Cumhuriyet gazetesi mensup ve gazetecileri cezaevinden çıktığı bu gece onlara çektirilen acılara karşılığını bulmak istediğim “neden” sorusunun yanıtını arıyordum.
 
Niçin haksızlık; adaletsizliğin ilk adresidir? Suçlusunuz, ama yıllar sonra suçsuz bulundunuz…
 
Hangisi hangisinden daha kolay ve hangisine katlanmak daha zor? Cezaevi kapıları açıldığında havalara sıçrayarak sevinmenin dayanılmaz mutluluğuyla yaşanmış tüm acıları 12 Eylül 2019 gecesi silip; sonra derin derin düşündüren eziyetler neden?

Gözyaşı ile sevinci bir araya getiren “tahliye anları”; hangi iddianamenin, hangi davanın, hangi mahkumiyetin, hangi cezanın ve hangi salıverilmenin sonucudur? ....
 

Okuyun

Mükemmeliyetçilik: İyi mi, kötü mü, hastalık mı?


Reyhan OKSAY
 
Bazı araştırmalar mükemmeliyetçiliğin insanların fiziksel ve ruhsal sağlığını olumsuz yönde etkilediğini ve bu eğilimin son 30 yıldır tırmanışta olduğunu belirtiyor. Bazı aileler de çocuklarını bu beklenti içine sokuyor olay kusursuzluk takıntısını gelip dayanıyor. Mükemmeliyetçiliğin ucunda yaşayanlar başarı karşısında mutluluk duymazlar. Çünkü başarılarını sürdürme kaygısı ağır basar ve hedeflerini hep bir adım daha ileri taşıdıkları için bir süre sonra tükenmişlik duygusuna teslim olurlar.
 
Mükemmel olmak çoğunlukla hayranlık ve takdirle karşılanır. Ünlü bir solistin sahnede sergilediği olağanüstü permonsmans bir mükemmeliyet göstergesidir; ömür boyu sürecek zorlu bir öğrenme sürecinden elde edilen ustalığın ifadesidir. Ya sporda kırılması imkânsız gibi görünen bir rekoru kıranlar! Onlar bu sonuca ulaşabilmek için kimbilir nelerden vazgeçmek zorunda kalmıştır?
 
Fakat onların bu başarımlarını büyük bir hayranlıkla alkışlarız. Bunu onlardan bekleriz. Zaten bu mükemmel başarımlar olmazsa hemen her alanda istenen ilerleme olmaz, mükemmeliyetçilik bir yandan da yaratıcılığın ve gelişmenin itici gücü gibi bir toplumsal işlev üstlenir. Ama ne pahasına! .....
 
 

VakfımızıDestekleyenler