Haftanın Yorumu

Kınıyoruz…


Ülkede bireysel silahlanmada ruhsatsız silah patlamasının yaşandığını, silahlanmanın her geçen gün daha da arttığını, en ufak tartışmada insanların birbirlerini yaralayıp, öldürdüğünü avaz avaz haykırıyoruz… İlgililerden, yetkililerden tedbir alınmasını istiyoruz, kişi ve kurumlardan silahlanmanın önlenmesi için duyarlı olmalarını istiyor ve bekliyoruz…
 
Emniyet Genel Müdürlüğü’de Bireysel Silahlanmaya Dair 2017 Yılı Raporu’nda, ruhsatsız silahlarla işlenen suçların ruhsatlı silahlarla işlenen suçlara kıyasla altı kat fazla olduğuna dikkat çekiyor…
 
Haberler arasında gördünüz mü, bilemiyoruz… Konya Selçuk Üniversitesi’nde düzenlenen etkinlikle “uzun namlulu silah hediye edil”miş…
 
İnanılmaz değil mi?
 
Biz de inanamadık…
 
Söz konusu hediye bir siyasi partinin gençlik örgütlenmesinin etkinliğinde gerçekleşmiş…
 
Hem üniversitede, hem de bir siyasi partinin etkinliğinde…
 
Tek işlevi ‘öldürmek’ olan silah konusunda her gün yaşanan üzücü olayları düşündüğümüzde çok çok duyarlı olması gereken iki kurum…
 
Bu konuda ciddi çalışmalar yapıp, toplumu bilinçlendirmesi gereken iki kurum… Birisi etkinliğin düzenlendiği Konya Selçuk  ....
 
 

Forum

Kapolar ve Yargıda Yaşam


Fikret İLKİZ
 
Tarih unutmuyor, haksızlıkları affetmiyor… 73 yıl önceydi…
 
İkinci Dünya savaşı bitmek üzereydi… Doğu cephesinde 13 Ocak 1945 sabahı Sovyetler büyük bir operasyon başlatmıştı. Kızıl Ordu ilerliyordu. Sovyet birliklerinin attığı bombalar duyulmaya başlayınca Auschwitz’ten kaçanlar özgürlüklerine kavuşmak için gece gündüz yürüdüler. “Ölüm yürüyüşü”ne çıkan 56 bin kişiden 15 bini yolun sonunu göremedi. Yol kenarına sıralanan cesetler Auschwitz’in son kurbanlarıydı. İki hafta geçti. Sovyet birlikleri 27 Ocak 1945’te Auschwitz toplama kampına ulaştı. “Ölüm Kampı”nda hayatta kalabilenler kurtarılmıştı. Kamptaki yaklaşık 60 bin kişiden 7 bin 500’ü ise zaten adeta birer ölü gibi görünüyordu ve onlar uzun sürecek yürüyüşe katılamayanlardı… (Deutsche Welle.Türkçe. Birgit Görtz / Hülya Köylü Schenk. 27.01.2013)  
 
Federal Almanya Cumhuriyeti, Nazi kurbanlarını 27 Ocak 2018 günü anacak… Aklıma Auschwitz toplama kampının kapanışı sırasında insanların kurtarılması ve Ölüm Kampının kapoları geldi…
 
“Nazi kamplarında Auschwitz, Trebilenka gibi Nazi kamplarında, özel ayrıcalıkları olan, kamp yöneticileri adına hareket eden tutuklulara/tutsaklara “kapo” denildiğini biliyorsunuz, sanıyorum. İkinci Dünya Savaşı’nın kana boğduğu Avrupa’da kapo’lar; kendi insanlarının onurunu çiğnemek, acı çektirerek onlara boyun eğdirmek için Nazi kasaplarınca seçiliyorlardı. Kendilerini kurtarmak için, dürüst olsun olmasın her yola, her türlü acımasızlığa hırsızlığa ihanete başvurmaya hazır insanlardı....
 

Okuyun

"Birey olamayan şiddete başvurur"


Hatice SAKA
 
“Neden sokakta asık suratlı birbirine saygı duymayan insanlar var?’ Neden kadınlar eşlerinden şiddet görüyor?” Bu ve bunun gibi pek çok sorunun peşine takılıyoruz. Psikolog Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu da bu soruların cevabını veriyor ve "Her birey önce kendiyle barışık olmalı" diyor. “Karı-koca, ebeveyn-çocuk olarak değil de insan insana konuşabilirsek şiddet son bulur” ifadelerini kullanan Cüceloğlu, "Sağlıklı bir toplum için evlenmeden önce doğru adımlar atılmalı" diye konuşuyor.
 
Her gün bir şiddet haberiyle güne uyanıyoruz. Hepimiz ‘Bu nasıl son bulur?’ demeden edemiyoruz. İşte Uzman Psikolog Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu da bu sorunların temeline iniyor. Evlilikler sağlam olmadan toplumda sağlıklı bireyler yetişmeyeceğinin altını çizen Cüceloğlu, “Evlenmeden Önce” isimli yeni kitabıyla da bu konuyu irdeliyor. Şimdiye kadar onlarca kitap kaleme alan Cüceloğlu, “Mevcut bulunduğun kişiden memnun değilsen, sevebileceğin bir kişi ol ve ondan sonra evlen, çocuk doğur. Çünkü her çocuk ister istemez anne ve babasını rol model olarak alır” diyor.
 
* Siz çok uzun yıllardır aile, çocuk ve evlilik konusu üzerinde çalışıyorsunuz. Bu konuda uzmanlaşmış bir psikolog olarak evliliği nasıl tanımlarsınız ?
 
Evlilik, Türk Medeni Kanunu içerisinde, hukuken iki kişinin kendi rızasıyla ömür boyu bir arada yaşama ve sorumlulukları paylaşması olarak tanımlanmış. Tabi ben, bu yasal tanımlamaların ötesinde psikolojik ve sosyolojik olarak evliliğin ne anlama  ....
 
 

VakfımızıDestekleyenler