Haftanın Yorumu

“Medya kadını ötekileştiriyor”


Prof. Dr. Yasemin GİRİTLİ İNCEOĞLU
 
İletişim Akademisyeni, Umut Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi
 
Bir yandan gelenek, görenek, aile ve din baskısına maruz kalan diğer yandan devletin eğitim, iş, sosyal güvence ve sağlık hizmetinden yeteri kadar faydalanamayan kadınımız, önce kendini, 1970’li yıllarda sol kanadın liderliğindeki kadın hareketi içinde, daha sonra da 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin siyasetsizleştirme süreci ile birlikte, kadın kimlik kavramları ile cinsiyet rolleri arasındaki ilişkilerde buldu.
 
Doğal olarak, kentleşme sürecini çok hızlı ve çarpık bir biçimde yaşayan ülkemizde, genelde annelik ve ev kadınlığı vasfı ile (Türkiye’de ancak dört kadından birinin ekonomik bağımsızlığı var) öne çıkmayı başarabilen kadının kişilik kazanma süreci oldukça zor olmuştur. Özellikle de üretim sürecinin dışında yer alan ve eğitimsiz olan kadın (Okuryazarlık oranı kadınlarda yüzde 92,2 ) sürekli olarak medya tarafından ötekileştiriliyor, yaftalanıyor, çarpıtılıyor veya eksik sunuluyor.
 
Kadına yönelik erkek şiddeti ülkemizde çok önemli bir toplumsal sorun. Kadının yaşadığı şiddeti anlayabilmek için toplumdaki güç ve otorite ilişkilerine, cinsiyete dayalı konum farkının olup olmadığına bakmamız gerekiyor.
 
 

Forum

Guernica: Hissetmek ve Barışa Tanıklık


Fikret İLKİZ

Bazen bir kelime, bu dünyada olup bitenlerin tanıklığıdır. Hissetmek…
 
İnsan Hakları Evrensel Bildirisi; tehlikelerden arınmış bir dünya” kurmak için kabul edildi.
 
Sürekli barış, herkese eşitlik, herkese ekmek ve aş, herkesin korkularından ve savaş tehdidinden kurtulduğu, herkesin ifade özgürlüğü ve istediği tanrısına tapınma özgürlüğü olan “bir dünya düzeni” hayali ile 10 Aralık 1948’de Evrensel İnsan Hakları Bildirisi ilan edildi.
 
Savaştan yana olmak çok kolay… Sonrasından kim sorumlu olacak?
 
Geriye ne kalacak? Ölülerin sayıldığı istatistikler mi?
 
Oğulları ölen anaların yılar boyu çekeceği acılar mı? “Seni toprağa vereli/ bir yıl daha geçti işte, / ne güneşi durdurabildim / ne de dünyanın dönmesini, / bir şey yapamadım / anmaktan ve ağlamaktan başka / oğlum bağışla beni” (Kemal Özer. Yaralı Karanfil)
 
Hissetmeliyiz…
 

Okuyun

26 Yılda 24’üncü yarışma


Umut Vakfı‘nın 26’ıncı yılında düzenlediği 24’üncü ve ilk kez uluslararası düzeyde gerçekleştirdiği “Bireysel Silahsızlanma ‘YAŞAMA HAK TANIYIN’ konulu Karikatür Yarışması”nı kazananlara ödülleri takdim edildi. 
 
Şiddet, Bireysel Silahlanmanın önlenmesi ve anlaşmazlıklarda hukukun üstün kılınması için mücadele eden Umut Vakfı’ her yıl geleneksel olarak düzenlediği ödüllü yarışmalarında; son yıllarda artan bireysel silahlanmaya, şehir eşkiyalarının sokaklarda silahlarla rastgele cinayet işlemelerine, artan şiddete, kadın cinayetlerine dikkat çekmeye çalışıyor…
 
Artan bireysel silahlanmaya ve bu paralelde artan silahlı şiddet olaylarına sık sık yaptığı açıklamalarda dikkat çeken Vakıf,  yurttaşı bilinçlendirmeyi ve böylece toplumsal farkındalığı artırmayı amaçlıyor. Yetkilileri bu konuda ivedilikle mücadeleye, yeni yasal düzenlemeler yapmaya çağıran Umut Vakfı’nın bu yıl 24’üncüsünü düzenlediği “Bireysel Silahsızlanma: Yaşama Hak Tanıyın” konulu uluslararası karikatür yarışmasına yurtdışından 161 sanatçı ve Türkiye genelinden 101 sanatçı toplam 568 eser ile katıldı.
 
Birincilik ödülünü İstanbul’dan Ümit Müfit Dinçay kazanırken ikincilik ödülüne İran’dan Sajat Rafeei‘nin, üçüncülük ödülüne ise Rusya’dan Zlatkovsky Mikhail  layık görüldü.
 
 

VakfımızıDestekleyenler