Haftanın Yorumu

Aile kurumunda büyük deformasyon


Aile kurumu yok mu oluyor, ne dersiniz?
 
Etrafınıza şöyle bir bakın… Ülkede korkunç bir aile içi deformasyon yaşanıyor…
 
Hiç kimsenin hiç kimseye tahammülü yok… Aile içi şiddet, cinsel taciz almış başını gidiyor… Sevgiyi şiddet olarak algılayan insanların sayısı artıyor… Kendisini istemeyen bir kızı ya da kadını acımasızca öldürüyor erkekler… Keza miras için acımasızca kardeşler birbirini katlediyor… Para için anne ve babalarını öldürebiliyorlar, hatta bir torun üç kuruş aylığı için büyükannesine tecavüz edip, onu öldürüyor…Ya anneler, tamam şiddet görüyor eşinden, kayınvalidesinden, ama acımasızca öz be öz çocuklarını öldürebiliyorlar…
 
Ferhat ile Şirin aşkları, çocukları için saçlarını süpürge yapan anneler, evini geçindirebilmek için çabalayan babalar geçmişte mi kaldı…
 
Elbette ki; bir yanda gerçekten çocuklarını sevgiyle, bilgiyle yetiştiren, en iyi şekilde eğitim vermeye çalışan anne-babalar var… Aile olmanın hakkını veren güzel birliktelikler var…
 
Ancak bir yanda ise cinsel taciz dahil yoğun şiddetin olduğu sevgisiz ortamda hasbelkader büyüyenler. Ki hiç de azımsanmayacak kadar çok ve sanki her geçen gün artıyor sayıları…
 
 
 

Forum

Kimyasal Silahların Yasaklanması


Fikret İLKİZ
 
Suriye’de Esad rejimi tarafından 7 Nisan 2018’de Duma’da 80 kişinin ölümüne yol açan hava saldırısında kimyasal silah kullanıldığı iddiasından sonra, 14 Nisan’da sabaha karşı ABD, İngiltere ve Fransa’nın desteklediği bir operasyonla Şam ve Humus’taki hedefler 105 füzeyle vuruldu. ABD Başkanı Donald Trump “Kusursuz bir saldırı düzenledik. Görev tamamlandı” dedi. Fransa Cumhurbaşkanı “Esad kimyasal silah kullanıldığı için kırmızı çizginin aşıldığını” söyledi. İngiltere Başkanı Theresa May “Kimyasal silah kullanılması normalleştirilemez. Buna ilişkin net bir yanıttır” sözleriyle basının önündeydi.
 
Trump, “mükemmel icra edilmiş bir saldırı” olarak nitelendirdiği bu operasyon için Fransa ile İngiltere’nin “dirayetlerine” ve “güçlü ordularının desteğine” teşekkür etti.
 
Kim haklıdır ve kim haksızdır tartışmasının bu “mükemmel” (!) saldırı üzerinden yapılması bir yana, sürekli savaş düzenine giren Devletlerin geçmişlerinde neler var acaba?
 
Uluslararası silahsızlanma bakımından yaşanan süreç ne kadar öğretici ve ilginç ise kimyasal silah üretimi ve kullanımının önlenmesi çabaları da öyle. 1968 yılında Cenevre Konferansında İngiltere kimyasal silahlar ve biyolojik silahlarla mücadeleyi gündeme getiren devlettir.
 

Okuyun

“Korkmayın, susmayın; bu bizim ayıbımız değil”


Çocukluğunda eniştesinin istismarına uğrayan, aile baskısıyla şikayetini geri çekmek zorunda kalan bir kadın o. Bugün kadın dayanışması onu güçlendiriyor ve o kadınlara ‘Susmayın’ diye sesleniyor Malatya’dan bir kadın:
 
Aslında uzun zamandır kendimle bile yüzleşemediğim bir durumdu bu. Nasıl yazıyorum bunu bile bilmiyorum. Bunu yazmak için defalarca uğraştım. Ama Ekmek ve Gül’e baktığım zaman yalnız olmadığımı, bunun benim ayıbım olmadığını gördüm.
 
Henüz 9 yaşımdaydım ilk tacize uğradığım zaman. Eniştem tarafından tacize uğruyordum. Yıllarca bu utançla, saklayarak, ispatlamaktan korkarak yaşadım.İnsanların yanında “Kızım o benim” diyen biriydi o.
 
Sadece bununla da kalmayıp ardı arkası kesilmeyen dayaklar, küfürler… Kömür çuvalları mı taşıtmadı bana, büyük su şişeleri mi… Teyzemin de ondan kalır yanı yoktu. 9 yaşımda bana koltuk sildirmeden tutun, cam, halı, kapılara kadar sildirirdi.
 
Çocukluğumu hiç bilmedim. Babasızdım, annem yanımda değildi; arkamda duracak kimse yok diye ezdikçe ezdi beni eniştem. Bir şekere, bir balona sevinmek ne demek bilmedim hiç. Yaşıtlarım gibi top oynayamadım mesela, parkta oynayamadım hiç. Beni tekme tokat dövüp evden kovduğu günlerde bile ....
 
 

VakfımızıDestekleyenler