Haftanın Yorumu

“Şehrinde Şiddete Son…”


Türkiye’nin en sakin, eğitim düzeyi yüksek insanlarının yaşadığı şehirlerde bile kadın cinayetlerinin artması üzerine Edirne Barosu Aile ve Kadın Hakları Komisyonu bir çağrıda bulundu…
 
Büyük bir ihtimalle duymamış olabilirsiniz…
 
Gazeteler ve televizyonlar yer vermedi…
 
Biz de Edirne’de yayınlanan bir yerel gazetede gördük Baro’nun açıklamasını…
 
Haftada 6 gün yayınlanan Son Haber Gazetesi…
 
Yani o da yayımlamasa Edirne Barosu Aile ve Kadın Hakları Komisyonu’nun çağrısından herkes gibi bi haber olacaktık…
 
Edirne Barosu Aile ve Kadın Hakları Komisyonu “Şehrinde Şiddete Son” sloganıyla üniversitelerde şiddet odaklı araştırma ve inceleme kürsülerinin kurulmasını istiyor… Ve bu kürsülere baroların destek vereceğinden emin olunarak bir bilimsel çalışmanın başlatılması için üniversitelere çağrıda bulunuyor…
 
Evet, aile içi şiddet, kadına yönelik şiddet toplumsal bir sorun ve Edirne Barosu Aile ve Kadın Hakları Komisyonu’nun bu çağrısı da bu çok önemli… Sadece üniversitelere değil Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı başta olmak üzere tüm kamu ve sivil kurumların bu soruna çözüm bulucu çalışmalar yapmaları, işbirliği yapmaları gerekiyor…
 
 

Forum

Sansür İncilerine Tüy Dikmek


Fikret İLKİZ
 
Sansür, çok sıkı denetimdir.
 
Devletler sansürü, sıradan işleriymiş gibi görürler. Yargıları, tüy diker.
 
Devletler oluşturduğu komisyonlar eliyle sanatı, yazıyı, edebiyatı sansürlemeyi çok sever: Bu huyudur ve huylu huyundan vazgeçmez. İliklerine kadar işlemiş olan “yasak” zihniyetini sürdürür. Sansürden hiç vazgeçmemiştir, vazgeçmeyecektir. Bir sanat eserine sansür uygulamak basit iştir. Bir yazıyla tiyatroyu yasaklar ve kamu düzenini korumak için yasakladık der. Kitap ve gazeteyi sansürlemek daha kolaydır, dağıtımın engellenmesi için devlet aleyhine cürüm var gerekçesiyle mahkeme kararı alır ve toplatır. Basılmamış kitabı bile toplatmak için karar almışlığına, hapishanelerde bile arama yaptığına rastlanmıştır. Sinema filmini ise yasaklar veya ticari dolaşımına izin vermez, olur biter…
 
Sansür, sinemasever.
 
Eskiden 14.07.1934 kabul tarihli Polis Vazife ve Salahiyet Kanununa göre filmler denetlenirdi. “Sansür Kurulu” olarak bilinen Merkez Film Kontrol Komisyonu; 1939 yılında çıkarılmış olan “Filmlerin ve Film Senaryolarının Kontrolüne Dair Nizamname ”ye göre filmleri ve senaryoları sansürlerdi. Sinemadan anlayan tek kişinin bile bulunmadığı bu Komisyon iktidardaki siyasal partiye bağlı devlet memurlarından seçilirdi ....
 

Okuyun

En güzel karne hediyesi: Üç kitaplık Atatürk çizgi romanı


MAVİSEL Yener… Çocuk edebiyatının bu usta kaleminin yazdığı, Esin Güler’in resimlediği 3 kitaptan oluşan Atatürk çizgi romanı dizisi, Bilgi Yayınevi etiket ile raflardaki yerini aldı.
 
Atatürk’ün Hayvan Sevgisi’’, ‘’Atatürk’ün Doğa Sevgisi’’ ve ‘’Atatürk’ü Tanıyalım’’ adlı çizgi romanların sayfalarını çevirdikçe Atatürk’ün ne kadar farklı bir lider olduğunu göreceksiniz.
 
Büyük Önder’in savaşı değil barışı, nefreti değil sevgiyi, tüketmeyi değil üretmeyi sevdiğini çocuklarınıza anlatmak için çizgi roman dizisi sizin en iyi yardımcınız olacaktır.
 
ATATÜRK’ÜN HAYVAN SEVGİSİ
 
adlı çizgi romanda, farklı dönemlerde Atatürk’ün hayatına giren hayvanlar anlatılıyor. Sayfaları çevirirken Atatürk’ün Altın Kanat adında kendisini her gün ziyaret eden bir kuş, Foks adında bir köpeği, Sakarya adında bir atı ve dayısının çiftliğinde Kuzgun adında bir kedisi olduğunu öğreniyoruz. Kitabı okurken güvercin besleyen Küçük Mustafa’nın gözlerindeki ışıltıyı hissedebiliyorsunuz. Mustafa Kemal’in ağaçlara, hayvanlara ve çocuklara olan düşkünlüğü öylesine sıcak bir dille aktarılıyor ki kitabı okurken Atatürk’ü ülkenin önderi gibi değil de ailenizden birisi gibi görüyorsunuz. Kimi sayfada torun, kiminde oğul, kiminde baba, kiminde dedenizmiş gibi…
 
 

VakfımızıDestekleyenler