Haftanın Yorumu

Şiddeti azaltmak yöneticilerin işi…


Gaziantep, Güneydoğu bölgemizde bireysel şiddetin en çok yaşandığı illerin başında geliyor. Geçenlerde gazetelerde yayımlandı, çoğunuzun dikkatini çekmiştir. Şahinbey Belediyesi yeni evlenenlere kitap hediye ediyormuş…
 
Kitabın ismi “Aile saadeti”…
 
Sanmayın ki kitapta yeni evlenenlere “saadet” aşılanıyor…
 
Çiftlere nasıl mutlu olacaklarına, evliliklerinin nasıl uzun ömürlü olacağına dair tavsiyelerle bulunmak yerine kitapta inanılmaz, ama kadının dövülebileceği vurgulanıyor…
 
Gerçekten de o haldeyiz… 21 yüzyılda bu zihniyette, bu kafadaki insanların yönettiği toplumlarda şiddet ne kadar azalabilir söyler misiniz?

Azalmak şöyle dursun maalesef artarak devam ediyor. Bakın bu yılın ilk 44 gününde yani 14 Şubat’a kadar her gün aşağı yukarı 10 silahlı cinayet olayı basına yansımış bulunuyor. Silahsız olaylar, dayak, kaba kuvvet hariç… 14 Şubat tarihine kadar basına yansıyan 400 olayda 261 insanımız bıçak, tabanca ve tüfeklerle öldürüldü, 311 insanımız da yaralandı…
 

Forum

Üniversiteden Anılar


Fikret İLKİZ

Üniversitelerden bilim insanları profesörler, doçentler, araştırma görevlileri teker teker atılıyor. Atılma kararlarında imzaları bulunanlar ise onların yetiştirdikleri öğrencileridir belki de…
 
Üniversitelerden attıkları hocalarının onlara öğrettiği hukuk, demokratik hukuk devleti, adalet, kanun ve vicdan üzerine ne öğrenmişlerse inkâr ediyorlar. Kendi istedikleri hukukun meşruluğunu sağlamak için, kendi kurdukları sistemlerinin hukuksuzlukları artık herkesin önüne duvarlar örüyor.
 
Hukuka dair söylediğiniz her şey bu ördükleri duvarlara çarpacaktır. Bu duvarlarla kuşatacakları sistemi bildiğiniz ve ezberlediğiniz hukukla çözmeye çalıştıkça; sözleriniz, hukukunuz ve talepleriniz ve hatta eylemleriniz bile sistemin dışındadır. Çünkü öncelikle hukukun kendisinden “hukuku” dışladılar ve artık olağanüstü dönemin olağan kanunları onların kanunları ve hukukudur. Gerisi tuzla buzdur. Aşağıdaki satırlarda bulacağınız bir emanet cümleyle “kendi hukukunu uygulayanların” durumunu özetleyelim: Uygulayanlar ise Goethe‘nin de dediği gibi, her zaman için “vicdansızdırlar.”
 

Okuyun

Samsunlular kendini güvende hissetmiyor


Zerrin SOMUNCU
 
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Samsun Şube Başkanı ve Uzman Psikolojik Danışman Oğuz Özat, Samsun’da vatandaşların kendilerini güvende hissetmedikleri için saldırgan olduğunu söyledi. Samsun’un suç oranları hakkında değerlendirmelerde de bulunan Özat, “Birçok mahallede geçmişe dönük şiddet ve iletişim sorunları var. En basitinden trafikte bile çok fazla saldırgan tavır görüyoruz” ifadelerini kullandı.
 
Psikolojik olarak bir insanın kendisini güvensiz hissetmesi durumunda her türlü davranışı kendisine karşı bir tehdit olarak görebileceğini kaydeden Özat, “Samsunlular’da da özde bir güvenlik tehdidi var. Bir kadına adres sormaktan çekiniyorsunuz. En ufak bir trafik kazasında bazı insanlar ‘Neden dikkat etmiyorsun?’ diye bağırarak iniyor arabadan. Karşısındaki kişinin saldırgan olduğundan değil. ‘O bana vurmadan ben ona vurayım’ diyor. Karşıyı tehdit olarak algılayan bir kültürümüz var. Samsun’da da.....
 

VakfımızıDestekleyenler