Ateşli Silahların Kişilerce Alım ve Bulundurulmasının Denetimi

Prof. Dr. Durmuş TEZCAN


D.E.Ü.Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölüm Başkanı
35160 - İZMİR
 
1.         Ateşli silahların bir yandan üretimiyle ihracat ve ithalatının, diğer yandan kişilerce alımının ve bulundurulmasının denetimi bütün dünyada çok boyutlu bir sorun olmaya devam etmektedir. Her iki konuda da ulusal düzenlemeler kadar, uluslararası düzenlemeler de büyük önem taşımaktadır. İlki daha çok silah üretici ülkeler kadar, terörden ve iç savaştan canı yanan ülkelerin sorunu gibi ortaya çıkarken, ikincisi, yasal ve yasal olmayan yollardan kişilerce silah alım ve bulundurma açısından her ülkeyi yakından ilgilendirmektedir. Ülkemizde de, aile fertlerinden birini kaybeden Dedeman ailesinin kurduğu Umut Vakfının bu alanda yaptığı çalışmalar ve 28 Eylül Bireysel Silahsızlanma Günü kutlamaları, konunun önemini Türk kamuoyuna aktaran ve belleklerde canlı tutan faaliyetler olmaktadır
2.         Silah ihracatları genellikle devletler arası bir faaliyet alanı olarak algılanmakta ve bu konu kitle iletişim araçlarında yer alan haberler aracılığıyla insanların ilgisini çekmektedir. Olağan bir faaliyet gibi görülen bu ticarete ilişkin basında zaman zaman yer alan skandal gibi sunulan açıklamalar ise, her devletin kamu oyunu etkilemekte ve hatta ilgili kimi ülke kamu oylarında ilgililere ciddi sorular yöneltilmesine neden olmaktadır. Bunlar arasında sözgelimi soykırıma sahne olan Rwanda’ya soykırım öncesi 1990 ile 1994 arasında yapılan silah satışlarına duyulan genel tepki, Fransa’da silah komisyoncusu Pierre Falcone aracılığıyla Angola Hükümetinin satın aldığı silahlara ilişkin itiraflar sayılabilir[2]. Bu gelişmeler nedeniyle Fransa’da yurt dışına silah satış ve tesliminin şekli ve denetimine ilişkin bir soruşturma komisyonu kurulması istenilmiş ve fakat yapılan araştırmalar sonucu, konunun Fransa’da Paris, Toulouse, Versailles ve Bourges şehirleri yargı yerlerince kovuşturulması, çeşitli kurum ve kuruluş temsilcilerinin dinlenmesi, Rwanda olayından sonra Milli Savunma Genel Sekreterliğince alınan önlemler, 18 Nisan 1939 tarihli Kanun Hükmünde Kararnamenin 12 ve 13. maddelerine göre, devlet işletmesi olan SOFREMI tarafından Fransa’dan ihraç edilecek silahların alıcısının statüsü ne olursa olsun, savaş malzemelerinin ihracına ilişkin Bakanlıklar arası Komisyonun izninin gerekmesi gibi nedenlerle bu istem kabul edilmemiş, fakat satışlar hakkındaki raporların açıklanmasıyla şeffaflık sağlanmış, ayrıca silah komisyoncularının denetimi ve bedelsiz devirler konusu da ele alınmıştır. Fransa yanında, ABD, İngiltere, Almanya ve İtalya gibi diğer silah ihracı yapan ülkelerde de silah satışlarının denetimi kurallara bağlanmıştır. Bunlar arasında ise, en titiz kurallar Almanya mevzuatında bulunmaktadır[3]. Zira Almanya’da silah satışları konusunda çok sert bir öğreti mevcut olup, 1982 yılından beri,  «savaş silahları ile diğer silah malzemelerinin ihracına ilişkin siyasal ilkeler», ihracaat(dışsatım) izinlerini düzenleyen somut ilkeleri tesbit etmektedir. Bu çerçevede Nato üyesi ülkelere veya benzer ülkelere yönelik ihracat konusunda bir sınırlama getirilmezken, diğer ülkelere ilişkin dışsatımlarda Almanya’nın yüksek menfaatlerinin sözkonusu olma hali hariç, izin vermeme esası benimsenmektedir. Bu yüzden bu ülkelere dönük her proje, ön izin gerektirmekte olup, her istem belli sayıda ölçüte göre tek tek incelenmektedir. Ayrıca böyle bir ön iznin verilmesi ise, eyaletlerin değil, Federal Hükümetin yetkisinde bulunmaktadır. Sonuçta, dışsatıma izin vermek ya da vermemek temel siyasal ilkelerin ışığında Federal Hükümetin siyasal tercihine kalmaktadır. Usul işlemleri ise, Federal Savunma Bakanlığından çok Ekonomi ve Dışişleri Bakanlıklarınca yürütülürken, ilk kararı Ekonomi Bakanlığı verir. Eğer karar olumlu ise, bu bakanlık Federal Savunma Bakanlığından ve Dışişleri Bakanlığından görüş ister. Şayet bakanlıklar arasında olumsuzluk ortaya çıkar veya konu hassas görünürse, bu bakanlık Federal Güvenlik Konseyinden görüş isteyebilir. 
3.         Silah ticaretinin uluslararası düzeyde denetim eksikliği terör örgütlerinin uyuşturucu ve kadın ticareti gibi çeşitli yasa dışı yollardan sağladıkları paralarla silah temin etmelerine ortam sağlamaktadır. Nitekim 9 Aralık 1999 tarihli Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme[4] bu alanda önemli bir adım oluştururken, özellikle Sınır Ötesi Suçlululuğa Karşı B.M. Sözleşmesinin ekini oluşturan ve Birlik üyesi devletlerin hızla kabulü yönünde görüş bildirmeleri üzerine, Avrupa Birliği Konseyinin, 16 Ekim 1996 da Birlik adına imzaladığı[5] 31 Mayıs 2001 tarihinde Birleşmiş Milletler Örgütü tarafından kabul edilen Ateşli Silahların, Parçalarının, Unsur ve Mermilerinin Yasa Dışı İmalatına ve Ticaretine İlişkin Protokol’un[6] 3. maddesinde Protokol’un kapsamına dahil olan ateşli silahlar ile yasa dışı imalat ve ticaret tanımları da yapılmaktadır. Buna göre, ateşli silah deyimi, bir patlayıcı marifetiyle saçmaları, bir kurşun veya çekirdeği iten veya bu işlevi görmek üzere imal edilmiş veya eski silahlar ile bunların replikleri (karşı parçaları) hariç, kolayca bu amaca uygun hale getirilebilen taşınabilir namluya sahip her türlü silahı ifade eder (m.3-a)[7]. Aynı maddenin son bendine göre, ateşli silah deyimi uzaktan veya yakından canlıları öldürebilen, yaralayan, etkisiz bırakan, canlı organizmaları hasta eden, cansızları parçalayan veya yok eden araç ve aletlerin tümünü de ifade etmektedir. Ayrıca bu Protokolde, silahlara el koyma ve zoralım ile ilgili kurallara (m.6), silah komisyoncularının rolüne (m.15), bilgilerin korunması için bu Protokol’un hükümlerine tabi kılınan silahların kaydedileceği resmi sicilin tutulmasına (m.7), bilgilendirmeye (m.12), işbirliğine (m.13) ve ateşli silahlara marka vurulması şeklindeki önleme yöntemlerine (m.8), silahların ihraç ve ithaline (m.10), silahların kullanılamaz hale getirilmesine (m.9), önleyici tetbirlere ve güvenlik önlemlerine (m.11) ve ayrıca teknik işbirliğine ilişkin hükümlere (m.14) de yer verilmiştir. Birleşmiş Milletler Örgütü bünyesinde yapılan ve ülkemizin taraf olduğu bir diğer sözleşme ise, 4 Aralık 1997 tarihli Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşmedir[8]. Öte yandan Birleşmiş Milletler Örgütü bünyesinde Suçun Önlenmesi ve Ceza Adaleti Komisyonu, sınır aşan suçlulukla mücadele alanında uluslararası işbirliği ile ilgili olarak bu konuyu değişik yönleriyle gündemine almış ve sözgelimi patlayıcı maddeler konusunda da aynı hassasiyeti göstererek üye ülkelere çeşitli önerilerde bulunmuştur[9]. 26 Mayıs 1999 tarihinde Bükreş’te imzalanan Sınır Aşan Suçları Önleme ve Mücadele Etmeye İlişkin İşbirliği Anlaşması[10] 3.maddesinde suçlulukla mücadelede üye ülkeler arasında çeşitli yardımlaşma şekillerine yer vermektedir. Bu yardımlaşma şekilleri arasında özellikle, talep üzerine, taraflar bir tarafın memleketi üzerinden ihraç edilen malların diğer tarafın memleketine yasal olarak ithal edilip-edilmediği konusunda birbirlerini haberdar etmek ve talep edilmiş ise, bu bilgide malların gümrükten çekilmesi için kullanılan prosedüre yer verme yükümlülüğünü üstlenmiştir(5.bent). Aynı şekilde, talep üzerine, talepte bulunulan bir Taraf kendi imkanları ölçüsünde elindeki mevcut kaynakları dahilinde ve ulusal hukuk uyarınca talepte bulunan makamın sınır aşan bir suç işlediğini bildiği veya bu yolda şüphesinin bulunduğu, özellikle kendi memleketi içine giren veya çıkan kişiler; talepte bulunan makamın kendi topraklarına yönelik yasadışı bir trafiğin söz konusu olduğunu düşünmesine yola açan, yine bu makamca belirlenmiş ulaştırma veya depolama durumundaki mallar; talepte bulunan Tarafın toprakları dahilinde kullanıldığından şüphelenilen nakil vasıtaları ile ilgili bilgileri verir (6.bent). Ayrıca, taraflar talep üzerine veya kendi inisiyatifleriyle, sınır aşan suçların işlenmesiyle sonuçlanabilecek faaliyetler hakkında birbirlerini bilgilendirirler. Diğer Tarafın ekonomisine, halk sağlığına, asayişine veya benzeri hayati çıkarlarına önemli oranda zarar verebilecek durumlarda, bir Taraf mümkün olduğunda bu tür bilgileri kendisinden bu yolda bir talepte bulunulmaksızın bildirir(7.bent). Taraflar, dokuz bent halinde düzenlenen yardımlaşma türleri arasında ulusal hukuka uygun olarak, geçici tedbirlere başvurmak suretiyle ve bu geçici tedbirlere bağlı olarak, sınır aşan suça ait vasıtalara ve/veya malvarlığı ve gelirleri içeren davalar hakkında yardımcı olma yükümlülüğünü de öngörmüşlerdir(8.bent).
4.         Avrupa Birliği bünyesinde, 18 Haziran 1991 tarihli 91/477/CEE sayılı AET Direktifi ile 1 Ocak 1993 tarihinden itibaren Topluluk iç sınırları içinde denetim kaldırıldığından, konu özellikle serbest dolaşım nedeniyle üye devletlerin toprakları üzerinde denetimi sağlayacak bir tüzüğün kabulü zorunlu hale gelmiştir. Bu amaçla Direktif, bir yandan ateşli silah alımını ve bulundurulmasını, diğer yandan da diğer üye devletlere naklini belirleyen kurallar öngörmüştür. 1991 tarihli bu Direktif, sadece ateşli silahları esas almış olup, bunları dört başlıkta tasnif etmiştir. (A) başlığı altında yasaklar, (B) başlığı altında izinler, (C) başlığı altında bildirimler ve (D) başlığı altında da ilk üç gruba dahil olmayan silahlar düzenlenmiştir. Direktife göre, ateşli silah alımı ve bulundurulması konusunda üye devletler, Direktiftekinden daha az olmamak kaydıyla sınırlayıcı hükümler kabul etmek zorundadır. Ateşli silahların bir üye devlete kesin olarak nakli konusunda ise, Direktif, silah bulundurma ruhsatına dayalı bir usul öngörmektedir. Bu çerçevede Direktif, Ateşli Silahlar Avrupa Kartına yer vermiştir. Üye ülkelerdeki seyahatlerde silah bulundurma ruhsatı gerekmekle birlikte, av ve spor amaçlı olarak kişilerin serbest dolaşımı açısından gerekli olan hallerde bu zorunluluğa istisnalar getirilmiştir. Ateşli Silahlar Avrupa Kartı, ateşli silahları yasal yoldan elinde bulunduran ve kullanan kişinin istemi üzerine üye devletler tarafından verilecektir[11]. Bu Direktifin uygulaması açısından 17. maddesi doğrultusunda Komisyon, Avrupa Parlamentosu ve Konsey için bir rapor hazırlayarak Direktifin işleyiş bilançosunu çıkarmıştır[12].
5.         Avrupa Konseyi tarafından ise, tüm Avrupa Konseyi üyeleri için, 28 Haziran 1978 tarihli Ateşli Silahların Kişiler Tarafından Alımının ve Bulundurulmasının Denetimine İlişkin Avrupa Sözleşmesi hazırlanmış ve 1 Temmuz 1982 de yürürlüğe girmiştir. 20 12 2001 tarihi itibariyle toplam 12 üye devletin onayladığı bu sözleşme[13], 3 Nisan 1979 tarihinde Türkiye tarafından imzalanmasına karşın bugüne kadar onaylanmamıştır. Türkiye ile birlikte bazı üye devletlerin imzalama sonrası henüz onaylamadıkları bu sözleşme, ateşli silahların sınır ötesi hareketlerinin denetimine ilişkin basit ve esnek bir sistem oluşturmakta ve bir üye devletin toprağında bulunan bir ateşli silahın bir diğer üye devlette oturan bir kimseye satılması, nakledilmesi veya devredilmesi ya da zilyetliği devredilmeksizin bir diğer üye devlete sürekli şekilde nakledilmesi hallerinde uygulanmaktadır. Sözleşme öngördüğü iki tür denetim türü arasında seçim olanağı tanımaktadır: Bunlardan ilki, başlangıçta bir üye devletin toprağında bulunan bir ateşli silahın bulunduğu Taraf devletin bir diğer üye devlette oturan bir kimseye bu silahın satılması, nakledilmesi veya devredilmesi halinde satış (nakil veya devir) işlemini bu üye devlete tebliğ etme yükümlülüğü getiren tebliğ sistemidir[14]. İkincisi ise, ilgili iki Taraf devletin ön izni olmaksızın işlemin yapılmasının mümkün olmadığı çifte izin sistemidir. Sözleşmenin 10.maddesine göre : 
- Her sözleşen taraf, ülkesinde oturmayan ve ilgili sözleşen tarafın yetkili makamlarındanusulüne uygun şekilde öncedenizin alamamış bir kişiye ülkesinde bulunan bir ateşli silahın hangi şekilde olursa olsun satılmaması, nakledilmemesi veya verilmemesi için gerekli önlemleri almak zorundadır. 
- İzne dayalı satışlarda ise, bu izin, bir kişinin ikametgahının bulunduğu sözleşen tarafın yetkili makamlarındanusulüne uygun şekilde kendisine öncedenböyle bir satış için izin verildiği kanıtlanmadıkça verilmez. 
- Bu kişi, satışın yapıldığı sözleşen taraf ülkesinde ateşli silaha sahip olduğu takdirde; 1 nci bentte değinilen izin, sadece ilgili sözleşen tarafta oturanlar arasındaki bir satışa ilişkin izin kural ve koşullarına göre verilecektir. 
- Ateşli silah derhal ihraç olunduğu takdirde, 1 nci bentte değinilen makamlar, sadece söz konusu kişinin oturduğu sözleşen taraf makamlarının böyle bir satışa veya genel olarak bu tür satışlara izin verdiğini belirlemekle yükümlüdürler.
- Ancak yukarıda değinilen olunan izinler, uluslararası bir izin belgesiyle değiştirilebilir.
Ayrıca Taraf devletler, yasadışı ticaretin cezalandırılması ve bir devletten diğerine nakledilen ateşli silahların araştırılması ve ortaya çıkarılması konusunda karşılıklı yardımda bulunmayı da taahhüt etmektedirler.
6. Ulusal düzeyde ise, bazı ülkeler kişilerce silah alım ve bulundurma konusunda genel bir yasak getirmektedir. Sözgelimi, 29.5.1998 tarihinde Fransız Parlamentosunda kabul edilen kanun ile Danimarka ve Hollanda yasaları bu yöndedir. Yapılan değerlendirmelere göre, 11 Ağustos 1994tarihli 735 sayılı Danimarka Ateşli Silahlar ve Patlayıcılar Kanunu ile 5 Temmuz 1997tarihli Hollanda Ateşli Silahlar ve Patlayıcılar Kanunu tüm ateşli silahlar ve patlayıcıların alımını, bulundurulmasını, taşınmasını ve kullanımını idari ruhsat alma koşulunu bağlamakla birlikte, Danimarka Kanunu avcılarla, ulusal atıcılık federasyonlarına üye atıcılar ve kolleksiyoncular için (belgelerini ibraz etmek suretiyle) istisna getiriyor. Bunlar için genelge ile denetim koşulları belirlenirken, diğer kişilere silah ve mühimmat alım ruhsatının ancak özel ihtiyacın kanıtlanmasına bağlı olarak verileceği belirtiliyor. Hollanda yasası da av ruhsatı olanlar için istisna getirirken, kişilere bir silah alımını haklı kılacak özel ihtiyacın kanıtlanmasını şart koşuyor. Silah alımını haklı kılacak özel ihtiyaçlar arasında atıcılık sporu, koleksiyonculuk, meşru müdafaa gibi nedenler yer almaktadır. Ancak silah ve mühimmatın ruhsata tabi kılması konusunda, güvenlik görevlileri ile atış sporcuları ve mesleğinin ifası nedeniyle can güvenliğinin tehdit edildiğini ileri sürenler için istisna getirilmiştir[15]. Buna karşılık, Almanya, İspanya, İngiltere ve İsviçre mevzuatı ise, bazı tipteki silahların alımına ve bulundurulmasına bir yasak getirmemektedir. Gerçekten Almanya’da, değişikliğe uğrayan silahlara ilişkin 19 Eylül 1972 tarihli Kanun, yasaklanmayan her türlü silahın alımını, bulundurulmasını, taşınmasını ve kullanımını ruhsata bağlarken, küçüklere ruhsat verilmesini yasaklamıştır. İspanya’da da, 21.2.1992 tarihli Yurttaşların Korunmasına İlişkin Kanun çerçevesinde 1981 tarihli Kraliyet Kararnamesini değiştiren ve yasaklanmayan her türlü silahın alımını, bulundurulmasını, taşınmasını ve kullanımını ruhsata bağlayan 29.1.1993 tarihli Kraliyet Kararnamesi kabul edilmiş ve ayrıca küçüklere ruhsat verilemiyeceği hükme bağlanmıştır. İngiltere’de ise, bir ateşli silah tutkununun Dunblade’da intihar etmeden önce 16 öğrenci ile bir öğretmeni ödürmesinden sonra oluşturulan Meclis Araştırma Komisyonunun önerileri doğrultusunda Firearms Act 1968’de Firearms (Amendment) Act 1997 ve Firearms (Amendment) (n° 2) Act 1997 yasaları ile değişiklik yapılarak çıkarılan ve küçük kalibreli silahlar yasaklanırken, diğer başka hangi silahların alım ve bulundurulmasının bir listesini çıkarmıştır. İsviçre’ye gelince, 1 Ocak 1999 da yürürlüğe giren 20 Haziran 1997tarihli İsviçre Ateşli Silahlar, Silah Aksesuarları ve Patlayıcılar Federal Kanunu ile eski silahlar için bir düzenleme getirilmezken, yeni silah alımı tüm ülke genelinde izne tabi kılınmıştır. Böylece otomatik silahlar için yasak getirilip, küçüklere ruhsat verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. 1.9.1998 tarihli Kararname ile de kanun hükmüne işlerlik getirilmiştir[16]. Öte yandan Belçika’da da, silah üretimi, ticareti, silah taşıma ve mühimmat ticareti 3.1.1993 tarihli kanunla düzenlenmiş olup, bu kanununun uygulama tüzüğü 18.1.1993, 30.3.1995, 6.2.1996 ve 4.8.1996 tarihlerinde değişikliklere uğramıştır. Ayrıca, Avrupa Birliğince kabul edilen normlar çeşitli Kraliyet kararnameleri ile uygulamaya konulmuştur[17]. 
7.         Türkiye’ye gelince, yasaklanmayan ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletlerin alımı, bulundurulması, taşınması ve kullanımı 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun ile ruhsata bağlanmış ve ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak bunların alımı, bulundurulması, taşınması ve kullanımı cezalandırılmıştır. 21.3.1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile bu kanun çerçevesinde çıkarılan Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik[18] ile de, 6136 sayılı Kanun hükümleri gereğince avda ve sporda kullanılan yivli ve yivsiz tüfekler, nişan tüfek ve tabancaları ile silah ruhsatlarının düzenlenmesine, yenilenmesine ve gerektiğinde geri alınmasına, ruhsatlı silahların bağış ve satış yoluyla el değiştirmesine, armağan, hatıra ve antika silahların neler olduğuna, silah ve mermi edinilmesine, silahların yurdumuza ithal ya da geçici olarak ithal edilmesine, trapkeet atış alanı ile tabanca ve tüfek atış poligonu açılmasına, ateşli silahların tamir edilmesine, ruhsata bağlanan silahların kayıt ve tesciline ilişkin esas ve usuller düzenlenmiştir.
 
8.         Geleneksel olarak delici, kesici ve parçalayıcı, şiddet uygulamaya yarayabilen alet veya araçları içeren silah deyimi, Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğe göre, “uzaktan veya yakından canlıları öldürebilen, yaralayan, etkisiz bırakan, canlı organizmaları hasta eden, cansızları parçalayan veya yok eden araç ve aletlerin tümünü” ifade etmektedir. TCK 2001 tarihli Ön Tasarısının 4/6. maddesine göre ise, “ Silâh deyiminden;
            a) Ateşli silâhlar,
            b) Patlayıcı maddeler,
            c) Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici aletler,
            d) Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
            e) Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı ecza ile diğer her türlü zehirler ve her türlü zarar verici gazlar,
            anlaşılır.” 
Bu son tanım ise, silahın tehlikelilik derecesine göre, çeşitli farklılık gösterdiğini daha somut olarak ortaya koymaktadır.                                                
Türkiye’de silahların alınış ve bulunduruluş nedeni çeşitli olabilir. Ülkemizde de, mesleki nedenler dışında genellikle tehlikeye karşı korunmak yanında, spor amacıyla ve hatta koleksiyoncular bakımından ise, kültürel amaçla da alınıp ve bulundurulduğu görülmektedir. 
Bizzat 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna göre, yasadışı alımı, satımı ve bulundurulması suç haline dönüştürülen bu alet veya araçlar, TCK.nunda düzenlenen çeşitli suçlar bakımından ise, ayrıca ağırlatıcı neden sayılmıştır. Sözgelimi tehdit suçunda ağırlatıcı neden sayılması, silahın eylemin gerçekleşmesini kolaylaştırdığı ve mağdur üzerindeki korkunun etkisini artırdığı düşüncesine dayanmaktadır[19]. Bunun için failde silahın bulunması yeterli olmayıp, kullanılmış olması da gerekir[20]. Yargıtay’ın görüşü de aynı doğrultudadır[21]. Öte yandan Yargıtay, mağdurun yokluğunda işlenen tehdit suçunda bu ağırlatıcı nedenin uygulanamayacağına karar vermiştir[22].
Bu ağırlatıcı neden açısından, silahın kullanılmış olması yeterli olup, kullanmaya elverişli olup olmaması önemli değildir. Önemli olan, silahın korkutucu bir etkiye sahip olup olmadığıdır[23]. Bununla birlikte Yargıtay, ağırlatıcı nedenin uygulanabilmesi için silahın konut dokunulmazlığını bozmak için kullanılmasını aramaktadır[24]. “Silah”ı tanımlayan TCK m. 189 yürürlükten kalktığı için hakim somut olayın koşullarına göre kullanılan aracın silah olup olmadığını belirleyecektir. 
 
9.         Ülkemizde, Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin bulundurma ruhsatı verilmesi ile ilgili 4. maddesi incelendiğinde, 6136 sayılı yasa kapsamına giren silahlar için özellikle geniş bir kitleye bulundurma ruhsatı verme eğiliminin ön plana çıktığı görülmektedir. Zira anılan maddeye göre, hiçbir şekilde ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyecek veya verilmiş ruhsatı varsa iptal edilecek kimselerle ilgili 16.madde kapsamına girmeyen ve 21 yaşını doldurmuş olan her Türk vatandaşının bulundurmak maksadıyla silah satın alabileceği hükme bağlanmıştır. Devletin bu ruhsat vermeden elde ettiği gelir şüphesiz azımsanamayacak bir miktar olmakla birlikte, bulundurma ruhsatı için öngörülen bu kolaylık yanında, çeşitli zamanlarda yapılan değişikliklerle, bir yandan kamu görevlilerine, diğer yandan da diğer kişilere taşıma ruhsatı verilmesinin kapsamı geniş tutulmuştur. Nitekim, onay tarihinden itibaren 5 yıl için geçerli olan taşıma ve bulundurma ruhsatlarının yenileme harcı alınmak şartıyla her beş yılda bir yenileneceği ve hatta yönetmeliğin 13.1.1992 tarihli değişik 6. maddesiyle "Özel kanunlarına göre her yerde ve her zaman silah taşımalarına izin verilen kamu görevlilerinin edindikleri zati silahlarına, istekleri halinde ayrı ayrı taşıma ruhsatı verilir, bu kişilerden ruhsat harcı alınmaz.    Kanunun 7 nci maddesinin (1),(2),(3) ve (4) numaralı bentleri hükümleri uyarınca her yerde ve her zaman silah taşıma yetkisine haiz bulunanların yasal yollardan usulüne göre edindikleri zati silahları varsa kimliklerine işlenir. Kimliklerinde silahın kaydına ait kısım yoksa valilerce harçsız silah ruhsatı düzenlenir" hükmüne yer verilerek, 8.maddede sayılan kimi kamu görevlilerine[25], özel kanunları gereği harçsız birden fazla ruhsat olma olanağı tanınmaktadır. Öte yandan, 7. madde ile İçişleri Bakanına (İçişleri Bakanının gerekli gördüğü takdirde, bu yetkisini yazılı olarak il valilerine tamamen veya kısmen devredebileceği kuralına da yer verilerek), Yönetmeliğin 8 ve 9 uncu maddeleri kapsamına girmeyen, ancak, yaptıkları iş, sosyal konum ve ekonomik durumları veya sosyal, ekonomik, kültürel ve mesleki faaliyetleri ya da bulundukları yer ve zaman itibariyle can güvenliklerinin ciddi ve harici tehdit ve tehlikelere maruz kalacağı kuvvetle muhtemel olduğu anlaşılan Türk vatandaşları ile yabancı uyruklu şahıslara ; şehit olan kamu görevlileri, korucular ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, er ve erbaşların eş ve çocukları ile anne ve babalarına ; 25/3/1988 tarihli ve 3419 sayılı Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Kanun ile mülga 5/6/1985 tarihli ve 3216 sayılı Kanun uyarınca teslim olan veya güvenlik kuvvetlerine yardımcı oldukları için hayatları koruma altına alınanlara talepleri halinde silah taşıma izni verme yetkisi tanınmıştır. Bununla birlikte, aynı maddeye göre, bu kapsamda verilen bu izin gerektiğinde veya veriliş sebebinin ortadan kalkması halinde geçerlilik süresine bakılmaksızın bu Yönetmelik hükümlerine göre geri alınabilmesi mümkündür.    Taşıma ruhsatı verilebilecek diğer meslek mensupları ile ilgili 9. maddeye göre ise, valiler, aşağıda belirtilen kişilere durumlarının bu Yönetmelik hükümlerinde aranan şartlara uygunluğunun tespit edilmesi halinde silah taşıma ruhsatı verebileceği hükme bağlanmıştır. Bu kişiler şunlardır :                                                                          
    - Yurdumuzda ikamet eden ve başka bir ülkenin fahri temsilciliğini yapan dışişleri meslek mensubu olmayan ve bu görevi Dışişleri Bakanlığınca yazılı olarak teyit edilen Türk vatandaşları,                                           
    - Sarı basın kartı sahibi basın mensupları,                              
    - Kuyumcu ve sarraflar ile altın ve gümüş işleyen imalatçı ve toptancılara,                                               
    - Ticaret odaları, sanayi odaları Ziraat Odaları ve ticaret borsalarında görevli meclis üyeleri[26],                                                   
    - Bankaların genel müdürleri, genel müdür yardımcıları, bölge müdürleri ve 3182 sayılı Bankalar Kanununda tanımı yapılmış şubelerin müdürleri,           
    - Hava yolu nakliye pilotu lisansına sahip yolcu ve para taşımacılığında görevli pilotlar, 
    - Yıllık satış tutarı (cirosu) her yıl Bakanlıkça tespit edilecek miktara ulaşan sermaye şirketleri ile 30/4/1985 tarihli ve 3186 sayılı Kanuna tabi Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerinin yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile genel müdür ve yardımcıları,             
    - Bakanlıkça Tarım ve Köyişleri Bakanlığının görüşü de alınmak kaydıyla, bölgeler itibarıyla tesbit edilen normlara göre büyük tarım işletmesi sayılacak miktarda ve meskun yerlerden uzaktaki arazisini, devamlı olarak bizzat işleten toprak sahipleri,                                                             
    - Bakanlıkça Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının görüşü de alınmak kaydıyla bölgeler itibarıyla tespit edilen normlara göre büyük sürü sahibi sayılacak miktarda hayvana sahip olup, geçimini münhasıran hayvancılıktan elde ettiği gelirle sağlayan ve işi nedeniyle yaz-kış yayla veya otlaklara gidip gelmek zorunda olan sürü sahipleri,                                                               
    - Yapı, tesis, inşaat ve büyük onarım işleriyle fiilen ve bizzat uğraşan müteahhitler (ortaklık veya şirket söz konusu ise bu işten sorumlu ortaklardan en fazla iki kişiye),                          
   - Akaryakıt satışı yapılan istasyonlarda fiilen ve bizzat bulunan sahipleri (ortaklık veya şirket söz konusu ise bu işten sorumlu ortaklardan en fazla iki kişiye),                                 
    - Akaryakıt istasyonu sahiplerine adına akaryakıt satışı yapanlar (demirbaşa kayıtlı silahlarını işyeri ve işbaşında taşımak şartıyla),                 
    - Sigortalı olarak en az 50 işçi çalıştıran, fiilen ve bizzat bu işle iştigal eden iş sahipleri, bekçi, veznedar ve mutemetler (ortaklık veya şirket söz konusu ise bu işten sorumlu ortaklardan en fazla iki kişiye olmak üzere iş sahibi sayılanlar zati silahlarını her yerde ve her zaman; bekçi, veznedar ve mutemetler iş yeri ve iş başında demirbaşa kayıtlı silahlarını taşıyabilirler),                                            
    - Atış poligonlarının korunmasıyla görevli bekçiler (demirbaşa kayıtlı silahlarını işyeri ve iş başında taşımak şartıyla), atış poligonu sahipleri,                                           
    - 25/4/1973 tarihli ve 1710 sayılı Eski Eserler Kanununun 8 inci maddesine göre tescil edilmiş olup, gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetlerinde bulunan taşınmaz eski eserlerin, anıtların korunmasıyla görevli, sigorta primleri ödenen bekçiler (işyerinde ve işbaşında demirbaşa kayıtlı silahlarını taşıyabilirler),
    - Meskun yerler dışında en az 100 adet fenni arılı kovan ile gezginci olarak bilfiil arıcılık yapan yetiştiriciler,                                     
    - 9/5/1955 tarihli ve 6551 sayılı Kanun hükümlerine göre izin alınarak tesis edilen patlayıcı madde depolarının korunması ile görevli bekçiler (demirbaşa kayıtlı silahlarını işyeri ve işbaşında taşıyabilirler), 
    - Daha önce vali, vali yardımcısı, kaymakam, mülkiye müfettişi, hakim, cumhuriyet başsavcısı, cumhuriyet savcısı, Emniyet Hizmetleri Sınıfına dahil kadrolar ile M.İ.T. hizmetlerinde çalışmış ve asli memur statüsünü kazanmış olanlardan, ihraç ve benzeri sebepler dışında tamamen kendi isteğiyle bu kurumlardan ayrılanlar ile istifa veya istifa etmiş sayılmak suretiyle Silahlı Kuvvetlerden ayrılan subay, astsubay veya uzman jandarma çavuşları,                                                             
    - Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığından faaliyet izni almış ve dövize ilişkin işlemler yapmaya yetkili müesseselerin, fiilen ve bizzat bu işle iştigal eden sorumlu ortaklarından en fazla iki kişi, (şirketin şubesi varsa şirket tarafından yetkili kılınmış fiilen ve bizzat ilgili şubede görev yapan bir kişiye),                                   
    - Barolara kayıtlı bulunan avukatlar, 1512 sayılı Noterlik Kanunu hükümlerine göre noterlik hizmetini yürüten noterler,   
    - 507 sayılı Kanuna göre kurulmuş olan, birlik, federasyon ve konfederasyon başkanları ile genel kurul üyeleri,       
    - İstifa ederek ayrılanlar ile haklarında yapılan tahkikat sonucu görevlerine son verilmiş olanlar hariç olmak üzere köy ve mahalle muhtarlığı yapmış olanlar,                                          
    - Kesinleşmiş yargı kararı üzerine görevine son verilenler hariç olmak üzere belediye başkanlığı ve il genel meclisi üyeliği yapmış olanlar. 
 
Görüldüğü üzere, bulundurma ruhsatı kadar geniş olmasa da, taşıma ruhsatı verilebilecek kişilerle ilgili listenin de bir hayli geniş tutulmuştur. Bunda Türkiye’nin yaşadığı terör sıkıntısının da rol oynadığı şüphesizdir. Ancak, Yönetmeliğin taşıma ya da bulundurma izni verilmesi mümkün olmayan kişiler ile ilgili 16. maddesinin, ruhsat alanların suç işlememiş kişiler olmasını aradığı, ayrıca bu kişilerin aldığı ruhsatı kaybetmemek için suç işlemeye özen gösterme yükümlülüğünü uymalarını şart koştuğunu göstermektedir[27]. 
10.       Öte yandan, 11/9/1981 tarih ve 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanun[28] ise, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan yivsiz av tüfekleri, spor ve nişan tüfek ve tabancaları ve av bıçaklarının yapımı ve satışına ilişkin esasları belirlemek, bunların taşınması ve bulundurulmasını belgeye bağlamak suretiyle denetimini sağlamak amacıyla çıkarılmıştır. Bu kanun kapsamına giren silahlar ise, yivsiz av tüfekleri, avda ve atıcılık sporunda kullanılan ve namlularında yiv-set bulunmayan tüfekler, spor ve nişan tüfek ve tabancaları hava ve gaz basıncıyla çalışan ateşsiz, namluları yivli veya yivsiz olan, uluslararası standartlara uyan tüfek ve tabancalar, av bıçağı ve sadece avda kullanılan, av hayvanlarını kesmeye, yüzmeye ve parçalamaya yarayan oluksuz, sırtı küt veya testereli bıçaklar olmaktadır (m. 3). Kanun, yivsiz av tüfekleri ile sporda kullanılan nişan tüfek ve tabancalarını ve bunların aksamını yapmak üzere fabrika veya imalathane kurma konusunu da düzenlemektedir (m. 8). Bu yasaya göre, yivsiz tüfeklerin satışında, satıcıdan satıcılık belgesi, alıcıdan av tezkeresi, yoksa mahallin en büyük mülkiye amirinden alınacak yivsiz tüfek sahipliği belgesi aranır. Buna karşılık, hava ve gaz basıncı ile çalışan ateşsiz tüfek ve tabanca satışlarında bu belge aranmaz. Kanaatimizce, diğerlerinden pek ayırt edilemeyen ve bu yüzden korkutucu özelliğe sahip olan hava ve gaz basıncı ile çalışan ateşsiz tüfek ve tabanca satışlarında da bazı koşullar aramak yararlı olacaktır. Ayrıca bu kanunda da, 6136 sayılı kanunda olduğu gibi bazı suç ve cezalar öngörülmüştür. Bunlar arasında izinsiz imalata ilişkin cezalar (m.11)[29] ile imalat ve satış listeleri ile belgelerin zamanında verilmemesine ilişkin cezalar (m.12)[30][30] yer almaktadır.
11.       Yukarıda ulusal ve uluslararası düzeyde silah denetimi konusunda öngörülen düzenlemelerin ışığında Türkiye’nin öncelikle 1 Temmuz 1982 de yürürlüğe giren 28 Haziran 1978 tarihli Ateşli Silahların Kişiler Tarafından Alımının ve Bulundurulmasının Denetimine İlişkin Avrupa Sözleşmesi’ne taraf olması gerekir. Gayri resmi ilk çevirisi 1980 öncesi Adalet Bakanlığında görev aldığımız dönemde yapılan bu sözleşmenin, tarafımızdan gözden geçirilerek yeniden kaleme alınan yeni çeviri metnini ilişikte sunuyoruz. Sonuç olarak, Türkiye’nin taraf olduğu Sınır Ötesi Suçlululuğa Karşı B.M. Sözleşmesinin ekini oluşturan Ateşli Silahların, Parçalarının, Unsur ve Mermilerinin Yasa Dışı İmalatına ve Ticaretine İlişkin Protokol’ün de bu Avrupa Konseyi Sözleşmesi ile birlikte onanması halinde, ateşli silahların kişiler tarafından alımının ve bulundurulmasının ulusal ve uluslararası düzeyde daha etkin bir denetime tabi olmasının sağlanacağını düşünüyoruz.
 
 
EK:
ATEŞLİ SİLAHLARIN KİŞİLER TARAFINDAN ALIMININ VE BULUNDURULMASININ DENETİMİNE İLİŞKİN AVRUPA SÖZLEŞMESİ
Çeviren : Prof.Dr.Durmuş TEZCAN
 
Bu sözleşmeyi imzalayan Avrupa Konseyi Üyesi Devletler, 
Avrupa Konseyinin amacının, üyeleri arasında daha geniş bir işbirliği sağlamak olduğunu düşünerek, 
Ateşli silahların suçta artan şekilde kullanılmasının ortaya koyduğu tehdidi dikkate alarak,
Bu gibi ateşli silahların çoğu kez yurt dışından sağlandığı gerçeğinin farkında olarak, 
Ateşli silahların sınırlar ötesi dolaşımını denetleyecek uluslararası düzeyde etkin yöntemlerin oluşturulmasını isteyerek, 
Kişi ve mal serbest dolaşımının amaçlarıyla çatışan, sınırlara uygulanması çok güç ve masraflı denetimlere yol açabilecek veya sakınılması zorunluluğunun bilincinde olarak, aşağıdaki şekilde anlaşmışlardır.
Aşağıdaki şekilde anlaşmışlardır.
KISIM I - Tanımlar ve Genel Hükümler
MADDE –1
Bu Sözleşmeye göre:
"Ateşli Silah", sözleşmenin I nolu Ekinde verilen anlamı taşır;
"Kişi", bir sözleşen Taraf ülkesinde işyeri bulunan tüzel kişi anlamını da gelir;
"Tüfekçi", mesleki faaliyeti tamamen veya kısmen ateşli silahların üretimi, satımı, satın alınması, trampası veya kiralanması ticaret veya işi olan kişi anlamında kullanılmıştır;
"Oturan", sürekli ikâmetgahı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (72) 2 sayılı kararına ek 9 nolu kural anlamında sözleşen taraflardan birinin ülkesinde bulunan kişiyi ifade eder.
MADDE –2
Sözleşen taraflar, ateşli silahların yasa dışı ticaretinin önlenmesinde ve bir devlet ülkesinden diğerinin ülkesine nakledilen ateşli silahların araştırılması ve bulunmasında ilgili idari makamlar aracılığı ile karşılıklı yardım sağlamayı taahhüt ederler.
 
MADDE – 3
Sözleşen taraflardan herbiri, bu sözleşme hükümleriyle çatışmamak koşuluyla, ateşli silahlara ilişkin kanun ve tüzükleriçıkarmakta serbest olacaklardır. 
 
MADDE – 4
Bu sözleşme, tüm tarafları Devletler olan veya devletler hesabına hareket edilen satışlara uygulanmayacaktır.
 
KISIM II : İşlemlerin Bildirilmesi
MADDE – 5
1. Sözleşen taraflardan birinin ülkesinde bulunan bir ateşli silah, bir başka sözleşen tarafın ülkesinde oturan bir kişiye hangi şekilde olursa olsun satıldığı, nakledildiği veya verildiği takdirde; bu sözleşen taraf, diğerine bu durumu, bu sözleşmenin 8 ve 9 uncu maddeleri gereğince bildirecektir.
2. Bu maddenin 1 nci bendinin uygulanması amacıyla, her sözleşen taraf, ülkesinde bulunan bir ateşli silahı hangi şekilde olursa olsun bir başka sözleşen tarafın ülkesinde oturan bir kişiye satan, nakleden veya veren kişinin, bu satış işlemine ilişkin bilgileri, bu devletin yetkili makamlarına vermesini sağlayacak gerekli önlemleri alacaklardır.
 
MADDE – 6
Sözleşen taraflardan birinin ülkesinde bulunan ateşli silah, mülkiyetinde değişiklik olmadan bir başka sözleşen tarafın ülkesine sürekli olarak nakledilmiş ise, ilk taraf, ikincisine 8 ve 9 ncu maddelerde öngörülen şekilde bu durumu bildirecektir.
 
MADDE – 7
5 ve 6 ncı maddelerde öngörülen bildirimler, ateşli silahın gönderildiği devlet tarafından bu bilginin yararlı olacağının düşünülmesi halinde, ateşli silahın ülkelerinden transit geçeceği sözleşen taraflara da yapılacaktır.
 
MADDE – 8
1. 5, 6 ve 7 nci maddelerde öngörülen bildirimler, mümkün olduğu kadar hızlı yapılacaktır. Sözleşen taraflar, bildirimin, ilgili satış işlem veya naklinden önce yapılması için ellerinden gelen her gayreti gösterecekler ve başarısız olmaları halinde, daha sonraki dönemde, bu bildirimi, mümkün olduğunca çabuk yapacaklardır.
2. 5, 6 ve 7 nci maddelerde işaret olunan bildirimler, özellikle :
a. Söz konusu ateşli silahı hangi şekilde olursa olsun satan, nakleden veya veren veya mülkiyetinde değişiklik olmadan bir başka sözleşen taraf ülkesine nakleden kişinin kimliğini, pasaport numarasını veya kimlik belgesini ve adresini,
b. Söz konusu ateşli silahın tipi, yapısı ve özellikleri ile numarasını ve ayrıca diğer ayırdedici işaretlerini, 
içerecektir.
 
 
MADDE – 9
1. 5, 6 ve 7 nci maddelerde öngörülen bildirimler, sözleşen taraflarca belirlenen ulusal makamlar arasında yapılacaktır.
2. Gerektiğinde, bildirimler Uluslararası Kriminal Polis Örgütü (İnterpol) aracılığı ile intikal ettirilebilecektir.
3. Her devlet, onama, kabul, tanıma veya katılma belgelerini tevdii sırasında, Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne hitaben yapacakları beyan ile bildirimlerin gönderilmesi gereken makamı belirtir. Her sözleşen devlet, bu makamların kimliğindeki daha sonraki her değişikliği derhal Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne bildirecektir.
KISIM III : Çifte İzin
MADDE – 10
1. Her sözleşen taraf, ülkesinde oturmayan ve ilgili sözleşen tarafın yetkili makamlarındanusulüne uygun şekilde öncedenizin alamamış bir kişiye ülkesinde bulunan bir ateşli silahın hangi şekilde olursa olsun satılmaması, nakledilmemesi veya verilmemesi için gerekli önlemleri alır.
2. Bu izin, bir kişinin ikametgahının bulunduğu sözleşen tarafın yetkili makamlarındanusulüne uygun şekilde kendisine öncedenböyle bir satış için izin verildiği kanıtlanmadıkça verilmez.
3. Bu kişi, satışın yapıldığı sözleşen taraf ülkesinde ateşli silaha sahip olduğu takdirde; 1 nci bentte değinilen izin, sadece ilgili sözleşen tarafta oturanlar arasındaki bir satışa ilişkin izin kural ve koşullarına göre verilecektir. Ateşli silah derhal ihraç olunduğu takdirde, 1 nci bentte değinilen makamlar, sadece söz konusu kişinin oturduğu sözleşen taraf makamlarının böyle bir satışa veya genel olarak bu tür satışlara izin verdiğini belirlemekle yükümlüdürler.
4. Bu maddenin 1 ve 2 nci bentlerinde belirtilen izinler, uluslararası bir izin belgesiyle değiştirilebilir.
 
MADDE – 11
Her devlet, onama, kabul, tanıma veya katılma belgelerini tevdi sırasında, 10 ncu maddenin 2 nci paragrafında öngörülen izinleri vermeye yetkili makamı belirtecektir. Bu devlet, anılan makamların kimliğinde daha sonra meydana gelen her değişikliği derhal Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne bildirecektir.
 
KISIM IV : Son Hükümler
 
MADDE – 12
1. Bu sözleşme Avrupa Konseyi’ne üye devletlerin imzasına açıktır. Sözleşme onama, kabul veya tanımaya tabi tutulacaktır. Onama, kabul veya tanıma belgeleri, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tevdi olunacaktır.
2. Sözleşme, üçüncü onama, kabul veya tanıma belgesinin tevdiinden itibaren üç ayın dolmasını izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.
3. Sözleşme, daha sonra onaylayan, kabul eden veya tanıyan imzacı devletler açısından, onama, kabul veya tanıma belgesinin tevdiinden itibaren üç ayın dolmasını izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir. 
 
 
MADDE – 13
1. Bu sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, üye olmayan herhangi bir devleti bu sözleşmeye katılmaya davet edebilir. Bu daveti kapsayan karar, Avrupa Konseyi Statüsü’nün 20/d maddesine uygun olacak ve Sözleşmeye taraf olan Avrupa Konseyi üyesi devletlerin oy birliği ile alınacaktır.
2. Katılma, tevdii tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girecek katılma belgesinin Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne intikal ettirilmesiyle gerçekleşecektir.
MADDE – 14
1. Her devlet, imza sırasında veya onay, kabul, tanıma veya katılma belgelerini teslim ederken, bu sözleşmenin uygulanacağı ülke veya ülkeleri belirleyebilecektir.
2. Her devlet, onay, kabul, tanıma veya katılma belgelerini teslim ederken veya daha sonraki herhangi bir zamanda, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir beyan ile bu sözleşmenin uygulanmasını evvelce bildirdiği dış ilişkilerini idare ettiği veya bunu belirtmeye yetkili olduğu herhangi bir diğer ülkeye yayabilecektir.
3. Önceki paragraf gereğince yapılan her beyan, bu beyanda gösterilen ülkeye ilişkin olmak kaydıyla, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapılacak bir tebligat ile geri alınabilir. Bu geri alma, bildirinin Avrupa Konseyi Genel Sekreterince alındığı tarihten altı ay sonra hüküm ifade edecektir.
 
MADDE – 15
 
1. Her devlet imza sırasında veya onama, kabul, tanıma veya katılma belgelerini tevdi ederken, bu sözleşmenin II sayılı ekinde gösterilen çekincelerden bir veya daha fazlasını kullanacağını beyan edebilir.
2. Her sözleşen taraf, yukarıdaki paragrafa uygun olarak beyan ettiği çekincelerin tamamını veya bir kısmını, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapacağı ve alındığı tarihten itibaren hüküm ifade edecek bir beyan ile geri alabilir.
3. Bu maddenin 1 nci paragraf hükümlerine uygun olarak çekince beyan eden sözleşen devlet, çekince beyan ettiği hükmün başka bir sözleşen devlet tarafından uygulanmasını isteyemez; bununla birlikte, çekince kısmi ise veya şarta bağlanmışsa, bu hükmün kendisinin kabul ettiği ölçüde uygulanmasını isteyebilir. 
 
MADDE – 16
 
1. Sözleşen taraflar; bu sözleşmenin hükümlerini tamamlamak veya kurallarının öngürdüğü uygulamayı kolaylaştırmak dışında, bu sözleşme ile düzenlenen konularla ilgili olarak kendi aralarında ikili veya çok taraflı sözleşmeler yapamazlar.
2. Bununla birlikte, iki veya daha çok sözleşen taraf, kendi aralarındaki ilişkileri, yeknesak bir yasaya veya kendilerine daha geniş yükümlülükler getiren bir özel sisteme göre belirlemeleri halinde, işbu   sözleşme hükümlerine rağmen, ilişkilerini tamamen bu sisteme dayanarak düzenleme serbestisine sahiptirler. 
3. Bu maddenin 2 nci paragraf hükümlerine uygun olarak, kendi aralarındaki ilişkilerde bu sözleşmeyi uygulamayacak olan sözleşen taraflar, bu durumu Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildireceklerdir.
 
MADDE – 17
 
1. Avrupa Konseyi Suç Sorunları Komitesi bu sözleşmenin uygulanmasını izleyecek ve gerek duyulduğunda, sözleşmenin uygulanmasından çıkabilecek her güçlüğün dostça çözümünü kolaylaştıracaktır.
2. Avrupa Konseyi Suç Sorunları Komitesi, teknik, sosyal ve ekonomik gelişmelerin ışığında, bu sözleşme hükümlerinde ekleme veya değişiklik yapmak ve özellikle I nolu Ek içeriğini değiştirmek amacıyla öneri hazırlayabilir ve bunu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine sunulabilir.
 
 
MADDE – 18
 
1. Savaş veya diğer olağanüstü hallerde, her sözleşen taraf, bu sözleşme hükümlerine geçici olarak aykırı ve hemen uygulanabilen kurallar koyabilir. Bu devlet, böyle bir istisnayı ve kaldırılışını Avrupa Konseyi Genel Sekreterine hemen tebliğ edecektir.
2. Her sözleşen taraf, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine hitaben yapacağı bir tebligatla bu sözleşmeden ayrılabilir. Böyle bir fesih, tebligatın Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından alındığı tarihten altı ay sonra hüküm ifade edecektir.
 
 MADDE – 19
 
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Konsey üyesi devletlere ve bu sözleşmeye katılan her devlete:
Her imzayı,
Her onay, kabul, tanıma veya katılma belgesinin teslimini,
12 ve 13 ncü maddelere uygun olarak bu sözleşmenin her yürürlüğe giriş tarihini,
9 ncu maddenin 3 ncü paragraf hükümlerine uygun olarak alınan her beyan veya bildiriyi,
11 nci madde hükümlerine uygun olarak alınan her beyan veya bildiriyi,                        
14 ncü madde hükümlerine uygun olarak alınan her beyan veya bildiriyi,                       
15 nci maddenin 1 nci paragraf hükümlerine uygun olarak yapılan her çekinceyi,
15 nci maddenin 2 nci paragraf hükümlerine uygun olarak yapılan her çekincenin geri alınmasını,
16 ncı maddenin 3 ncü paragraf hükümlerine uygun olarak alınan ve bir yeknesak yasa veya özel sistemi ilgilendiren her tebligatı,
18 nci maddenin 1 nci paragraf hükümlerine uygun olarak alınan her tebligatı ve duruma göre sözleşmeden geçici ayrılma veya bunun geri alınması tarihini,
18 nci maddenin 2 nci paragraf hükümlerine uygun olarak alınan her bildiriyi ve ayrılmanın hüküm ifade edeceği tarihi,
tebliğ edecektir.
 
Usulüne uygun şekilde yetkili kılınan aşağıda imzaları bulunanlar bu sözleşmeyi imzalamışlardır.
Strazburg’da 28 Haziran 1978 tarihinde İngilizce ve Fransızca düzenlenen bu sözleşmenin her ikisi de geçerli metinlerini birlikte içeren tek nüshası Avrupa Konseyi arşivlerinde saklanacaktır. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri bunun onanmış bir örneğini imzalayan veya katılan her devlete verecektir.
 
            
EK I                
Bu sözleşmeye göre "Ateşli Silah" deyimi aşağıdakileri kapsar:
1. Patlayıcı madde, gaz veya hava tazyiki veya diğer bir başka itici güç vasıtasıyla kurşun, mermi veya diğer bir mermi veya zararlı gaz, sıvı veya bir başka maddeyi atabilen bir silah olarak tasarlanan veya bu amaca uygun hale getirilen ve aşağıda a dan f ye kadar (f dahil) bentler ile i bendi sadece patlayıcı itici güce sahip olanları içerdiği dikkate alınarak aşağıdaki silahları içerir:
a.         Otomatik silahlar,
Yarı-otomatik silahlar, sürekli veya tekli mekanizmalı kısa silahlar,
En az bir yivli namlulu yarı-otomatik veya sürekli mekanizmalı uzun silahlar,
En az bir yivli namlulu tek atışlı uzun silahlar,
Yarı-otomatik veya sürekli mekanizmalı ve sadece yivsiz namlulu uzun silahlar,
Taşınabilir roket-atıcılar,
Uyuşturucu, zehirleyici veya yakıcı maddeleri ateşleyerek, kişilerin sağlık ve hayatına tehlike yaratmak için tasarlanmış herhangi bir silah ve diğer bir alet, 
Taarruz ve savunma için tasarlanmış alev püskürtücüler,
Sadece yivsiz namlulu tekli uzun silahlar,
Gaz püskürtmeli uzun silahlar,
Gaz püskürtmeli kısa silahlar,
Sıkıştırılmış hava püskürtmeli uzun silahlar,
Sıkıştırılmış hava püskürtmeliı kısa silahlar,
Mermileri sadece yayla fırlatan silahlar,
Herhangi bir şekilde 1 numaralı paragraf kapsamına girmekle birlikte:
Kullanmaya sürekli elverişli olmayan,
Düşük gücü sebebiyle getirildiği ülkede kontrole tabi tutulmayan,
Alarm, sinyal verme, hayat kurtarma, kesim, kara avı, zıpkınla av veya sadece belli teknik ve endüstriyel amaçlarla tasarlanıp sadece bu amaçla kullanılan,
Antik niteliği sebebiyle, getirildiği ülkede kontrole tabi tutulmayan silahlar,
bu koşullarda 1 nolu paragraf kapsamı dışında tutulacaktır.
2. Yukarıda 1 numaralı paragraf kapsamı içinde bulunan herhangi bir ateşli silahın, ateşleme mekanizması, haznesi, silindiri veya namlusu.
3. Yukarıda 1 numaralı paragrafta a dan f ye kadar (f dahil), i, j, k veya n bentleri kapsamı içinde bulunan herhangi bir ateşli silahın atması için (özellikle bunun için) tasarlanan cephane ve yukarıdaki 1 numaralı paragrafın g bendi kapsamına giren bir silah tarafından atılmak üzere tasarlanan herhangi bir madde veya cisim.
4. Yukarıda 1 numaralı paragraf kapsamına giren bir silaha uyacak şekilde tasarlanmış olmak kaydıyla, ışık hüzmeli dürbün nişangah veya elektronik ışın büyüteçli veya kızılötesi ışınlı dürbün nişangah.
5. Yukarıdaki 1 numaralı paragraf kapsamına giren bir silaha uyacak şekilde yapılmış susturucu.
6. Patlayıcı madde veya yangın çıkarıcı aletleri ihtiva eden el bombası veya füze.
Bu EK’e göre:
"Otomatik silah" deyimi; tetiğin her çekilişinde devamlı ateş yapabilen bir silahı ifade eder,
"Yarı-otomatik silah" deyimi; tetiğin sadece her hareketinde fişeği ateşleyen bir silahı ifade eder.
"Sürekli mekanizmalı silah" deyimi; tetiğe ilave olarak, mekanizmasının hareket ettirilmesi gereken bir silahı ifade eder;
"Tek atışlı silah" deyimi; namlu veya namluları her atıştan önce doldurulması gereken silahları ifade eder,
"Kısa (namlulu) silah" deyimi; namlusu 30 cm.yi geçmeyen veya tüm uzunluğu 60 cm.yi aşmayan bir silahı ifade eder.
"Uzun (namlulu) silah" deyimi; namlusu 30 cm.yi geçen, tüm uzunluğu 60 cm.yi aşan bir silahı ifade eder.
 
EK II
 
Her Devlet:
Bu sözleşmenin I no.lu EKİ’nin 1 nci paragrafında, (i) den (n) ye kadar (n dahil) olan bentlerinde veya 2, 3, 4, 5 veya 6 ncı paragraflarında bellirtilenlerden birine veya birçoğuna ilişkin olarak, bu sözleşmenin "KISIM II" hükümlerini uygulamamak,
Bu sözleşmenin "KISIM III" hükümlerini uygulamamak,
Bu sözleşmenin I no.lu EKİ’nin 1 nci paragrafının (i) den (n) ye kadar (n dahil) bentlerinde veya 2, 3, 4, 5 veya 6 ncı paragraflarında bellirtilenlerden birine veya birçoğuna ilişkin olarak, bu sözleşmenin "KISIM III" hükümlerini uygulamamak,
İki sözleşen taraf topraklarında outran silah tacirleri arasındaki anlaşmalara bu sözleşmenin "KISIM III" hükümlerini uygulamamak,
hakkını saklı tuttuğunu beyan edebilir.
 
 
ATEŞLİ SİLAHLARIN KİŞİLERCE ALIM VE BULUNDURULMASININ DENETİMİ
 
Prof. Dr. Durmuş TEZCAN
                                                           D.E.Ü.Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölüm Başkanı
                                                                                  35160 - İZMİR
 
1.         Ateşli silahların bir yandan üretimiyle ihracat ve ithalatının, diğer yandan kişilerce alımının ve bulundurulmasının denetimi bütün dünyada çok boyutlu bir sorun olmaya devam etmektedir. Her iki konuda da ulusal düzenlemeler kadar, uluslararası düzenlemeler de büyük önem taşımaktadır. İlki daha çok silah üretici ülkeler kadar, terörden ve iç savaştan canı yanan ülkelerin sorunu gibi ortaya çıkarken, ikincisi, yasal ve yasal olmayan yollardan kişilerce silah alım ve bulundurma açısından her ülkeyi yakından ilgilendirmektedir. Ülkemizde de, aile fertlerinden birini kaybeden Dedeman ailesinin kurduğu Umut Vakfının bu alanda yaptığı çalışmalar ve 28 Eylül Bireysel Silahsızlanma Günü kutlamaları, konunun önemini Türk kamuoyuna aktaran ve belleklerde canlı tutan faaliyetler olmaktadır[31][1]. 
2.         Silah ihracatları genellikle devletler arası bir faaliyet alanı olarak algılanmakta ve bu konu kitle iletişim araçlarında yer alan haberler aracılığıyla insanların ilgisini çekmektedir. Olağan bir faaliyet gibi görülen bu ticarete ilişkin basında zaman zaman yer alan skandal gibi sunulan açıklamalar ise, her devletin kamu oyunu etkilemekte ve hatta ilgili kimi ülke kamu oylarında ilgililere ciddi sorular yöneltilmesine neden olmaktadır. Bunlar arasında sözgelimi soykırıma sahne olan Rwanda’ya soykırım öncesi 1990 ile 1994 arasında yapılan silah satışlarına duyulan genel tepki, Fransa’da silah komisyoncusu Pierre Falcone aracılığıyla Angola Hükümetinin satın aldığı silahlara ilişkin itiraflar sayılabilir[32][2]. Bu gelişmeler nedeniyle Fransa’da yurt dışına silah satış ve tesliminin şekli ve denetimine ilişkin bir soruşturma komisyonu kurulması istenilmiş ve fakat yapılan araştırmalar sonucu, konunun Fransa’da Paris, Toulouse, Versailles ve Bourges şehirleri yargı yerlerince kovuşturulması, çeşitli kurum ve kuruluş temsilcilerinin dinlenmesi, Rwanda olayından sonra Milli Savunma Genel Sekreterliğince alınan önlemler, 18 Nisan 1939 tarihli Kanun Hükmünde Kararnamenin 12 ve 13. maddelerine göre, devlet işletmesi olan SOFREMI tarafından Fransa’dan ihraç edilecek silahların alıcısının statüsü ne olursa olsun, savaş malzemelerinin ihracına ilişkin Bakanlıklar arası Komisyonun izninin gerekmesi gibi nedenlerle bu istem kabul edilmemiş, fakat satışlar hakkındaki raporların açıklanmasıyla şeffaflık sağlanmış, ayrıca silah komisyoncularının denetimi ve bedelsiz devirler konusu da ele alınmıştır. Fransa yanında, ABD, İngiltere, Almanya ve İtalya gibi diğer silah ihracı yapan ülkelerde de silah satışlarının denetimi kurallara bağlanmıştır. Bunlar arasında ise, en titiz kurallar Almanya mevzuatında bulunmaktadır[33][3]. Zira Almanya’da silah satışları konusunda çok sert bir öğreti mevcut olup, 1982 yılından beri,  «savaş silahları ile diğer silah malzemelerinin ihracına ilişkin siyasal ilkeler», ihracaat(dışsatım) izinlerini düzenleyen somut ilkeleri tesbit etmektedir. Bu çerçevede Nato üyesi ülkelere veya benzer ülkelere yönelik ihracat konusunda bir sınırlama getirilmezken, diğer ülkelere ilişkin dışsatımlarda Almanya’nın yüksek menfaatlerinin sözkonusu olma hali hariç, izin vermeme esası benimsenmektedir. Bu yüzden bu ülkelere dönük her proje, ön izin gerektirmekte olup, her istem belli sayıda ölçüte göre tek tek incelenmektedir. Ayrıca böyle bir ön iznin verilmesi ise, eyaletlerin değil, Federal Hükümetin yetkisinde bulunmaktadır. Sonuçta, dışsatıma izin vermek ya da vermemek temel siyasal ilkelerin  ışığında Federal Hükümetin siyasal tercihine kalmaktadır. Usul işlemleri ise, Federal Savunma Bakanlığından çok Ekonomi ve Dışişleri Bakanlıklarınca yürütülürken, ilk kararı Ekonomi Bakanlığı verir. Eğer karar olumlu ise, bu bakanlık Federal Savunma Bakanlığından ve Dışişleri Bakanlığından görüş ister. Şayet bakanlıklar arasında olumsuzluk ortaya çıkar veya konu hassas görünürse, bu bakanlık Federal Güvenlik Konseyinden görüş isteyebilir. 
3.         Silah ticaretinin uluslararası düzeyde denetim eksikliği terör örgütlerinin uyuşturucu ve kadın ticareti gibi çeşitli yasa dışı yollardan sağladıkları paralarla silah temin etmelerine ortam sağlamaktadır. Nitekim 9 Aralık 1999 tarihli Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme[34][4] bu alanda önemli bir adım oluştururken, özellikle Sınır Ötesi Suçlululuğa Karşı B.M. Sözleşmesinin ekini oluşturan ve Birlik üyesi devletlerin hızla kabulü yönünde görüş bildirmeleri üzerine, Avrupa Birliği Konseyinin, 16 Ekim 1996 da Birlik adına imzaladığı[35][5] 31 Mayıs 2001 tarihinde Birleşmiş Milletler Örgütü tarafından kabul edilen Ateşli Silahların, Parçalarının, Unsur ve Mermilerinin Yasa Dışı İmalatına ve Ticaretine İlişkin Protokol’un[36][6] 3. maddesinde Protokol’un kapsamına dahil olan ateşli silahlar ile yasa dışı imalat ve ticaret tanımları da yapılmaktadır. Buna göre, ateşli silah deyimi, bir patlayıcı marifetiyle saçmaları, bir kurşun veya çekirdeği iten veya bu işlevi görmek üzere imal edilmiş veya eski silahlar ile bunların replikleri (karşı parçaları) hariç, kolayca bu amaca uygun hale getirilebilen taşınabilir namluya sahip her türlü silahı ifade eder (m.3-a)[37][7]. Aynı maddenin son bendine göre, ateşli silah deyimi uzaktan veya yakından canlıları öldürebilen, yaralayan, etkisiz bırakan, canlı organizmaları hasta eden, cansızları parçalayan veya yok eden araç ve aletlerin tümünü de ifade etmektedir. Ayrıca bu Protokolde, silahlara el koyma ve zoralım ile ilgili kurallara (m.6), silah komisyoncularının rolüne (m.15), bilgilerin korunması için bu Protokol’un hükümlerine tabi kılınan silahların kaydedileceği resmi sicilin tutulmasına (m.7), bilgilendirmeye (m.12), işbirliğine (m.13) ve ateşli silahlara marka vurulması şeklindeki önleme yöntemlerine (m.8), silahların ihraç ve ithaline (m.10), silahların kullanılamaz hale getirilmesine (m.9), önleyici tetbirlere ve güvenlik önlemlerine (m.11) ve ayrıca teknik işbirliğine ilişkin hükümlere (m.14) de yer verilmiştir. Birleşmiş Milletler Örgütü bünyesinde yapılan ve ülkemizin taraf olduğu bir diğer sözleşme ise, 4 Aralık 1997 tarihli Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşmedir[38][8]. Öte yandan Birleşmiş Milletler Örgütü bünyesinde Suçun Önlenmesi ve Ceza Adaleti Komisyonu, sınır aşan suçlulukla mücadele alanında uluslararası işbirliği ile ilgili olarak bu konuyu değişik yönleriyle gündemine almış ve sözgelimi patlayıcı maddeler konusunda da aynı hassasiyeti göstererek üye ülkelere çeşitli önerilerde bulunmuştur[39][9]. 26 Mayıs 1999 tarihinde Bükreş’te imzalanan Sınır Aşan Suçları Önleme ve Mücadele Etmeye İlişkin İşbirliği Anlaşması[40][10] 3.maddesinde suçlulukla mücadelede üye ülkeler arasında çeşitli yardımlaşma şekillerine yer vermektedir. Bu yardımlaşma şekilleri arasında özellikle, talep üzerine, taraflar bir tarafın memleketi üzerinden ihraç edilen malların diğer tarafın memleketine yasal olarak ithal edilip-edilmediği konusunda birbirlerini haberdar etmek ve talep edilmiş ise, bu bilgide malların gümrükten çekilmesi için kullanılan prosedüre yer verme yükümlülüğünü üstlenmiştir(5.bent). Aynı şekilde, talep üzerine, talepte bulunulan bir Taraf kendi imkanları ölçüsünde elindeki mevcut kaynakları dahilinde ve ulusal hukuk uyarınca talepte bulunan makamın sınır aşan bir suç işlediğini bildiği veya bu yolda şüphesinin bulunduğu, özellikle kendi memleketi içine giren veya çıkan kişiler; talepte bulunan makamın kendi topraklarına yönelik yasadışı bir trafiğin söz konusu olduğunu düşünmesine yola açan, yine bu makamca belirlenmiş ulaştırma veya depolama durumundaki mallar; talepte bulunan Tarafın toprakları dahilinde kullanıldığından şüphelenilen nakil vasıtaları ile ilgili bilgileri verir (6.bent). Ayrıca, taraflar talep üzerine veya kendi inisiyatifleriyle, sınır aşan suçların işlenmesiyle sonuçlanabilecek faaliyetler hakkında birbirlerini bilgilendirirler. Diğer Tarafın ekonomisine, halk sağlığına, asayişine veya benzeri hayati çıkarlarına önemli oranda zarar verebilecek durumlarda, bir Taraf mümkün olduğunda bu tür bilgileri kendisinden bu yolda bir talepte bulunulmaksızın bildirir(7.bent). Taraflar, dokuz bent halinde düzenlenen yardımlaşma türleri arasında ulusal hukuka uygun olarak, geçici tedbirlere başvurmak suretiyle ve bu geçici tedbirlere bağlı olarak, sınır aşan suça ait vasıtalara ve/veya malvarlığı ve gelirleri içeren davalar hakkında yardımcı olma yükümlülüğünü de öngörmüşlerdir(8.bent).
4.         Avrupa Birliği bünyesinde, 18 Haziran 1991 tarihli 91/477/CEE sayılı AET Direktifi ile 1 Ocak 1993 tarihinden itibaren Topluluk iç sınırları içinde denetim kaldırıldığından, konu özellikle serbest dolaşım nedeniyle üye devletlerin toprakları üzerinde denetimi sağlayacak bir tüzüğün kabulü zorunlu hale gelmiştir. Bu amaçla Direktif, bir yandan ateşli silah alımını ve bulundurulmasını, diğer yandan da diğer üye devletlere naklini belirleyen kurallar öngörmüştür. 1991 tarihli bu Direktif, sadece ateşli silahları esas almış olup, bunları dört başlıkta tasnif etmiştir. (A) başlığı altında yasaklar, (B) başlığı altında izinler, (C) başlığı altında bildirimler ve (D) başlığı altında da ilk üç gruba dahil olmayan silahlar düzenlenmiştir. Direktife göre, ateşli silah alımı ve bulundurulması konusunda üye devletler, Direktiftekinden daha az olmamak kaydıyla sınırlayıcı hükümler kabul etmek zorundadır. Ateşli silahların bir üye devlete kesin olarak nakli konusunda ise, Direktif, silah bulundurma ruhsatına dayalı bir usul öngörmektedir. Bu çerçevede Direktif, Ateşli Silahlar Avrupa Kartına yer vermiştir. Üye ülkelerdeki seyahatlerde silah bulundurma ruhsatı gerekmekle birlikte, av ve spor amaçlı olarak kişilerin serbest dolaşımı açısından gerekli olan hallerde bu zorunluluğa istisnalar getirilmiştir. Ateşli Silahlar Avrupa Kartı, ateşli silahları yasal yoldan elinde bulunduran ve kullanan kişinin istemi üzerine üye devletler tarafından verilecektir[41][11]. Bu Direktifin uygulaması açısından 17. maddesi doğrultusunda Komisyon, Avrupa Parlamentosu ve Konsey için bir rapor hazırlayarak Direktifin işleyiş bilançosunu çıkarmıştır[42][12].
5.         Avrupa Konseyi tarafından ise, tüm Avrupa Konseyi üyeleri için, 28 Haziran 1978 tarihli Ateşli Silahların Kişiler Tarafından Alımının ve Bulundurulmasının Denetimine İlişkin Avrupa Sözleşmesi hazırlanmış ve 1 Temmuz 1982 de yürürlüğe girmiştir. 20 12 2001 tarihi itibariyle toplam 12 üye devletin onayladığı bu sözleşme[43][13], 3 Nisan 1979 tarihinde Türkiye tarafından imzalanmasına karşın bugüne kadar onaylanmamıştır. Türkiye ile birlikte bazı üye devletlerin imzalama sonrası henüz onaylamadıkları bu sözleşme, ateşli silahların sınır ötesi hareketlerinin denetimine ilişkin basit ve esnek bir sistem oluşturmakta ve bir üye devletin toprağında bulunan bir ateşli silahın bir diğer üye devlette oturan bir kimseye satılması, nakledilmesi veya devredilmesi ya da zilyetliği devredilmeksizin bir diğer üye devlete sürekli şekilde nakledilmesi hallerinde uygulanmaktadır. Sözleşme öngördüğü iki tür denetim türü arasında seçim olanağı tanımaktadır: Bunlardan ilki, başlangıçta bir üye devletin toprağında bulunan bir ateşli silahın bulunduğu Taraf devletin bir diğer üye devlette oturan bir kimseye bu silahın satılması, nakledilmesi veya devredilmesi halinde satış (nakil veya devir) işlemini bu üye devlete tebliğ etme yükümlülüğü getiren tebliğ sistemidir[44][14]. İkincisi ise, ilgili iki Taraf devletin ön izni olmaksızın işlemin yapılmasının mümkün olmadığı çifte izin sistemidir. Sözleşmenin 10.maddesine göre : 
- Her sözleşen taraf, ülkesinde oturmayan ve ilgili sözleşen tarafın yetkili makamlarındanusulüne uygun şekilde öncedenizin alamamış bir kişiye ülkesinde bulunan bir ateşli silahın hangi şekilde olursa olsun satılmaması, nakledilmemesi veya verilmemesi için gerekli önlemleri almak zorundadır. 
- İzne dayalı satışlarda ise, bu izin, bir kişinin ikametgahının bulunduğu sözleşen tarafın yetkili makamlarındanusulüne uygun şekilde kendisine öncedenböyle bir satış için izin verildiği kanıtlanmadıkça verilmez. 
- Bu kişi, satışın yapıldığı sözleşen taraf ülkesinde ateşli silaha sahip olduğu takdirde; 1 nci bentte değinilen izin, sadece ilgili sözleşen tarafta oturanlar arasındaki bir satışa ilişkin izin kural ve koşullarına göre verilecektir. 
- Ateşli silah derhal ihraç olunduğu takdirde, 1 nci bentte değinilen makamlar, sadece söz konusu kişinin oturduğu sözleşen taraf makamlarının böyle bir satışa veya genel olarak bu tür satışlara izin verdiğini belirlemekle yükümlüdürler.
- Ancak yukarıda değinilen olunan izinler, uluslararası bir izin belgesiyle değiştirilebilir.
Ayrıca Taraf devletler, yasadışı ticaretin cezalandırılması ve bir devletten diğerine nakledilen ateşli silahların araştırılması ve ortaya çıkarılması konusunda karşılıklı yardımda bulunmayı da taahhüt etmektedirler.
6. Ulusal düzeyde ise, bazı ülkeler kişilerce silah alım ve bulundurma konusunda genel bir yasak getirmektedir. Sözgelimi, 29.5.1998 tarihinde Fransız Parlamentosunda kabul edilen kanun ile Danimarka ve Hollanda yasaları bu yöndedir. Yapılan değerlendirmelere göre, 11 Ağustos 1994tarihli 735 sayılı Danimarka Ateşli Silahlar ve Patlayıcılar Kanunu ile 5 Temmuz 1997tarihli Hollanda Ateşli Silahlar ve Patlayıcılar Kanunu tüm ateşli silahlar ve patlayıcıların alımını, bulundurulmasını, taşınmasını ve kullanımını idari ruhsat alma koşulunu bağlamakla birlikte, Danimarka Kanunu avcılarla, ulusal atıcılık federasyonlarına üye atıcılar ve kolleksiyoncular için (belgelerini ibraz etmek suretiyle) istisna getiriyor. Bunlar için genelge ile denetim koşulları belirlenirken, diğer kişilere silah ve mühimmat alım ruhsatının ancak özel ihtiyacın kanıtlanmasına bağlı olarak verileceği belirtiliyor. Hollanda yasası da av ruhsatı olanlar için istisna getirirken, kişilere bir silah alımını haklı kılacak özel ihtiyacın kanıtlanmasını şart koşuyor. Silah alımını haklı kılacak özel ihtiyaçlar arasında atıcılık sporu, koleksiyonculuk, meşru müdafaa gibi nedenler yer almaktadır. Ancak silah ve mühimmatın ruhsata tabi kılması konusunda, güvenlik görevlileri ile atış sporcuları ve mesleğinin ifası nedeniyle can güvenliğinin tehdit edildiğini ileri sürenler için istisna getirilmiştir[45][15]. Buna karşılık, Almanya, İspanya, İngiltere ve İsviçre mevzuatı ise, bazı tipteki silahların alımına ve bulundurulmasına bir yasak getirmemektedir. Gerçekten Almanya’da, değişikliğe uğrayan silahlara ilişkin 19 Eylül 1972 tarihli Kanun, yasaklanmayan her türlü silahın alımını, bulundurulmasını, taşınmasını ve kullanımını ruhsata bağlarken, küçüklere ruhsat verilmesini yasaklamıştır. İspanya’da da, 21.2.1992 tarihli Yurttaşların Korunmasına İlişkin Kanun çerçevesinde 1981 tarihli Kraliyet Kararnamesini değiştiren ve yasaklanmayan her türlü silahın alımını, bulundurulmasını, taşınmasını ve kullanımını ruhsata bağlayan 29.1.1993 tarihli Kraliyet Kararnamesi kabul edilmiş ve ayrıca küçüklere ruhsat verilemiyeceği hükme bağlanmıştır. İngiltere’de ise, bir ateşli silah tutkununun Dunblade’da intihar etmeden önce 16 öğrenci ile bir öğretmeni ödürmesinden sonra oluşturulan Meclis Araştırma Komisyonunun önerileri doğrultusunda Firearms Act 1968’de Firearms (Amendment) Act 1997 ve Firearms (Amendment) (n° 2) Act 1997 yasaları ile değişiklik yapılarak çıkarılan ve küçük kalibreli silahlar yasaklanırken, diğer başka hangi silahların alım ve bulundurulmasının bir listesini çıkarmıştır. İsviçre’ye gelince, 1 Ocak 1999 da yürürlüğe giren 20 Haziran 1997tarihli İsviçre Ateşli Silahlar, Silah Aksesuarları ve Patlayıcılar Federal Kanunu ile eski silahlar için bir düzenleme getirilmezken, yeni silah alımı tüm ülke genelinde izne tabi kılınmıştır. Böylece otomatik silahlar için yasak getirilip, küçüklere ruhsat verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. 1.9.1998 tarihli Kararname ile de kanun hükmüne işlerlik getirilmiştir[46][16]. Öte yandan Belçika’da da, silah üretimi, ticareti, silah taşıma ve mühimmat ticareti 3.1.1993 tarihli kanunla düzenlenmiş olup, bu kanununun uygulama tüzüğü 18.1.1993, 30.3.1995, 6.2.1996 ve 4.8.1996 tarihlerinde değişikliklere uğramıştır. Ayrıca, Avrupa Birliğince kabul edilen normlar çeşitli Kraliyet kararnameleri ile uygulamaya konulmuştur[47][17]. 
7.         Türkiye’ye gelince, yasaklanmayan ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletlerin alımı, bulundurulması, taşınması ve kullanımı 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun ile ruhsata bağlanmış ve ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak bunların alımı, bulundurulması, taşınması ve kullanımı cezalandırılmıştır. 21.3.1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile bu kanun çerçevesinde çıkarılan Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik[48][18] ile de, 6136 sayılı Kanun hükümleri gereğince avda ve sporda kullanılan yivli ve yivsiz tüfekler, nişan tüfek ve tabancaları ile silah ruhsatlarının düzenlenmesine, yenilenmesine ve gerektiğinde geri alınmasına, ruhsatlı silahların bağış ve satış yoluyla el değiştirmesine, armağan, hatıra ve antika silahların neler olduğuna, silah ve mermi edinilmesine, silahların yurdumuza ithal ya da geçici olarak ithal edilmesine, trapkeet atış alanı ile tabanca ve tüfek atış poligonu açılmasına, ateşli silahların tamir edilmesine, ruhsata bağlanan silahların kayıt ve tesciline ilişkin esas ve usuller düzenlenmiştir.
 
8.         Geleneksel olarak delici, kesici ve parçalayıcı, şiddet uygulamaya yarayabilen alet veya araçları içeren silah deyimi, Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğe göre, “uzaktan veya yakından canlıları öldürebilen, yaralayan, etkisiz bırakan, canlı organizmaları hasta eden, cansızları parçalayan veya yok eden araç ve aletlerin tümünü” ifade etmektedir. TCK 2001 tarihli Ön Tasarısının 4/6. maddesine göre ise, “ Silâh deyiminden;
            a) Ateşli silâhlar,
            b) Patlayıcı maddeler,
            c) Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici aletler,
            d) Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
            e) Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı ecza ile diğer her türlü zehirler ve her türlü zarar verici gazlar,
            anlaşılır.” 
Bu son tanım ise, silahın tehlikelilik derecesine göre, çeşitli farklılık gösterdiğini daha somut olarak ortaya koymaktadır.                                                
Türkiye’de silahların alınış ve bulunduruluş nedeni çeşitli olabilir. Ülkemizde de, mesleki nedenler dışında genellikle tehlikeye karşı korunmak yanında, spor amacıyla ve hatta koleksiyoncular bakımından ise, kültürel amaçla da alınıp ve bulundurulduğu görülmektedir. 
Bizzat 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna göre, yasadışı alımı, satımı ve bulundurulması suç haline dönüştürülen bu alet veya araçlar, TCK.nunda düzenlenen çeşitli suçlar bakımından ise, ayrıca ağırlatıcı neden sayılmıştır. Sözgelimi tehdit suçunda ağırlatıcı neden sayılması, silahın eylemin gerçekleşmesini kolaylaştırdığı ve mağdur üzerindeki korkunun etkisini artırdığı düşüncesine dayanmaktadır[49][19]. Bunun için failde silahın bulunması yeterli olmayıp, kullanılmış olması da gerekir[50][20]. Yargıtay’ın görüşü de aynı doğrultudadır[51][21]. Öte yandan Yargıtay, mağdurun yokluğunda işlenen tehdit suçunda bu ağırlatıcı nedenin uygulanamayacağına karar vermiştir[52][22].
Bu ağırlatıcı neden açısından, silahın kullanılmış olması yeterli olup, kullanmaya elverişli olup olmaması önemli değildir. Önemli olan, silahın korkutucu bir etkiye sahip olup olmadığıdır[53][23]. Bununla birlikte Yargıtay, ağırlatıcı nedenin uygulanabilmesi için silahın konut dokunulmazlığını bozmak için kullanılmasını aramaktadır[54][24]. “Silah”ı tanımlayan TCK m. 189 yürürlükten kalktığı için hakim somut olayın koşullarına göre kullanılan aracın silah olup olmadığını belirleyecektir. 
 
9.         Ülkemizde, Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin bulundurma ruhsatı verilmesi ile ilgili 4. maddesi incelendiğinde, 6136 sayılı yasa kapsamına giren silahlar için özellikle geniş bir kitleye bulundurma ruhsatı verme eğiliminin ön plana çıktığı görülmektedir. Zira anılan maddeye göre, hiçbir şekilde ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyecek veya verilmiş ruhsatı varsa iptal edilecek kimselerle ilgili 16.madde kapsamına girmeyen ve 21 yaşını doldurmuş olan her Türk vatandaşının bulundurmak maksadıyla silah satın alabileceği hükme bağlanmıştır. Devletin bu ruhsat vermeden elde ettiği gelir şüphesiz azımsanamayacak bir miktar olmakla birlikte, bulundurma ruhsatı için öngörülen bu kolaylık yanında, çeşitli zamanlarda yapılan değişikliklerle, bir yandan kamu görevlilerine, diğer yandan da diğer kişilere taşıma ruhsatı verilmesinin kapsamı geniş tutulmuştur. Nitekim, onay tarihinden itibaren 5 yıl için geçerli olan taşıma ve bulundurma ruhsatlarının yenileme harcı alınmak şartıyla her beş yılda bir yenileneceği ve hatta yönetmeliğin 13.1.1992 tarihli değişik 6. maddesiyle "Özel kanunlarına göre her yerde ve her zaman silah taşımalarına izin verilen kamu görevlilerinin edindikleri zati silahlarına, istekleri halinde ayrı ayrı taşıma ruhsatı verilir, bu kişilerden ruhsat harcı alınmaz.    Kanunun 7 nci maddesinin (1),(2),(3) ve (4) numaralı bentleri hükümleri uyarınca her yerde ve her zaman silah taşıma yetkisine haiz bulunanların yasal yollardan usulüne göre edindikleri zati silahları varsa kimliklerine işlenir. Kimliklerinde silahın kaydına ait kısım yoksa valilerce harçsız silah ruhsatı düzenlenir" hükmüne yer verilerek, 8.maddede sayılan kimi kamu görevlilerine[55][25], özel kanunları gereği harçsız birden fazla ruhsat olma olanağı tanınmaktadır. Öte yandan, 7. madde ile İçişleri Bakanına (İçişleri Bakanının gerekli gördüğü takdirde, bu yetkisini yazılı olarak il valilerine tamamen veya kısmen devredebileceği kuralına da yer verilerek), Yönetmeliğin 8 ve 9 uncu maddeleri kapsamına girmeyen, ancak, yaptıkları iş, sosyal konum ve ekonomik durumları veya sosyal, ekonomik, kültürel ve mesleki faaliyetleri ya da bulundukları yer ve zaman itibariyle can güvenliklerinin ciddi ve harici tehdit ve tehlikelere maruz kalacağı kuvvetle muhtemel olduğu anlaşılan Türk vatandaşları ile yabancı uyruklu şahıslara ; şehit olan kamu görevlileri, korucular ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, er ve erbaşların eş ve çocukları ile anne ve babalarına ; 25/3/1988 tarihli ve 3419 sayılı Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Kanun ile mülga 5/6/1985 tarihli ve 3216 sayılı Kanun uyarınca teslim olan veya güvenlik kuvvetlerine yardımcı oldukları için hayatları koruma altına alınanlara talepleri halinde silah taşıma izni verme yetkisi tanınmıştır. Bununla birlikte, aynı maddeye göre, bu kapsamda verilen bu izin gerektiğinde veya veriliş sebebinin ortadan kalkması halinde geçerlilik süresine bakılmaksızın bu Yönetmelik hükümlerine göre geri alınabilmesi mümkündür.    Taşıma ruhsatı verilebilecek diğer meslek mensupları ile ilgili 9. maddeye göre ise, valiler, aşağıda belirtilen kişilere durumlarının bu Yönetmelik hükümlerinde aranan şartlara uygunluğunun tespit edilmesi halinde silah taşıma ruhsatı verebileceği hükme bağlanmıştır. Bu kişiler şunlardır :                                                                          
    - Yurdumuzda ikamet eden ve başka bir ülkenin fahri temsilciliğini yapan dışişleri meslek mensubu olmayan ve bu görevi Dışişleri Bakanlığınca yazılı olarak teyit edilen Türk vatandaşları,                                           
    - Sarı basın kartı sahibi basın mensupları,                              
    - Kuyumcu ve sarraflar ile altın ve gümüş işleyen imalatçı ve toptancılara,                                               
    - Ticaret odaları, sanayi odaları Ziraat Odaları ve ticaret borsalarında görevli meclis üyeleri[56][26],                                                   
    - Bankaların genel müdürleri, genel müdür yardımcıları, bölge müdürleri ve 3182 sayılı Bankalar Kanununda tanımı yapılmış şubelerin müdürleri,           
    - Hava yolu nakliye pilotu lisansına sahip yolcu ve para taşımacılığında görevli pilotlar, 
    - Yıllık satış tutarı (cirosu) her yıl Bakanlıkça tespit edilecek miktara ulaşan sermaye şirketleri ile 30/4/1985 tarihli ve 3186 sayılı Kanuna tabi Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerinin yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile genel müdür ve yardımcıları,             
    - Bakanlıkça Tarım ve Köyişleri Bakanlığının görüşü de alınmak kaydıyla, bölgeler itibarıyla tesbit edilen normlara göre büyük tarım işletmesi sayılacak miktarda ve meskun yerlerden uzaktaki arazisini, devamlı olarak bizzat işleten toprak sahipleri,                                                             
    - Bakanlıkça Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının görüşü de alınmak kaydıyla bölgeler itibarıyla tespit edilen normlara göre büyük sürü sahibi sayılacak miktarda hayvana sahip olup, geçimini münhasıran hayvancılıktan elde ettiği gelirle sağlayan ve işi nedeniyle yaz-kış yayla veya otlaklara gidip gelmek zorunda olan sürü sahipleri,                                                               
    - Yapı, tesis, inşaat ve büyük onarım işleriyle fiilen ve bizzat uğraşan müteahhitler (ortaklık veya şirket söz konusu ise bu işten sorumlu ortaklardan en fazla iki kişiye),                          
   - Akaryakıt satışı yapılan istasyonlarda fiilen ve bizzat bulunan sahipleri (ortaklık veya şirket söz konusu ise bu işten sorumlu ortaklardan en fazla iki kişiye),                                 
    - Akaryakıt istasyonu sahiplerine adına akaryakıt satışı yapanlar (demirbaşa kayıtlı silahlarını işyeri ve işbaşında taşımak şartıyla),                 
    - Sigortalı olarak en az 50 işçi çalıştıran, fiilen ve bizzat bu işle iştigal eden iş sahipleri, bekçi, veznedar ve mutemetler (ortaklık veya şirket söz konusu ise bu işten sorumlu ortaklardan en fazla iki kişiye olmak üzere iş sahibi sayılanlar zati silahlarını her yerde ve her zaman; bekçi, veznedar ve mutemetler iş yeri ve iş başında demirbaşa kayıtlı silahlarını taşıyabilirler),                                            
    - Atış poligonlarının korunmasıyla görevli bekçiler (demirbaşa kayıtlı silahlarını işyeri ve iş başında taşımak şartıyla), atış poligonu sahipleri,                                           
    - 25/4/1973 tarihli ve 1710 sayılı Eski Eserler Kanununun 8 inci maddesine göre tescil edilmiş olup, gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetlerinde bulunan taşınmaz eski eserlerin, anıtların korunmasıyla görevli, sigorta primleri ödenen bekçiler (işyerinde ve işbaşında demirbaşa kayıtlı silahlarını taşıyabilirler),
    - Meskun yerler dışında en az 100 adet fenni arılı kovan ile gezginci olarak bilfiil arıcılık yapan yetiştiriciler,                                     
    - 9/5/1955 tarihli ve 6551 sayılı Kanun hükümlerine göre izin alınarak tesis edilen patlayıcı madde depolarının korunması ile görevli bekçiler (demirbaşa kayıtlı silahlarını işyeri ve işbaşında taşıyabilirler), 
    - Daha önce vali, vali yardımcısı, kaymakam, mülkiye müfettişi, hakim, cumhuriyet başsavcısı, cumhuriyet savcısı, Emniyet Hizmetleri Sınıfına dahil kadrolar ile M.İ.T. hizmetlerinde çalışmış ve asli memur statüsünü kazanmış olanlardan, ihraç ve benzeri sebepler dışında tamamen kendi isteğiyle bu kurumlardan ayrılanlar ile istifa veya istifa etmiş sayılmak suretiyle Silahlı Kuvvetlerden ayrılan subay, astsubay veya uzman jandarma çavuşları,                                                             
    - Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığından faaliyet izni almış ve dövize ilişkin işlemler yapmaya yetkili müesseselerin, fiilen ve bizzat bu işle iştigal eden sorumlu ortaklarından en fazla iki kişi, (şirketin şubesi varsa şirket tarafından yetkili kılınmış fiilen ve bizzat ilgili şubede görev yapan bir kişiye),                                   
    - Barolara kayıtlı bulunan avukatlar, 1512 sayılı Noterlik Kanunu hükümlerine göre noterlik hizmetini yürüten noterler,   
    - 507 sayılı Kanuna göre kurulmuş olan, birlik, federasyon ve konfederasyon başkanları ile genel kurul üyeleri,       
    - İstifa ederek ayrılanlar ile haklarında yapılan tahkikat sonucu görevlerine son verilmiş olanlar hariç olmak üzere köy ve mahalle muhtarlığı yapmış olanlar,                                          
    - Kesinleşmiş yargı kararı üzerine görevine son verilenler hariç olmak üzere belediye başkanlığı ve il genel meclisi üyeliği yapmış olanlar. 
 
Görüldüğü üzere, bulundurma ruhsatı kadar geniş olmasa da, taşıma ruhsatı verilebilecek kişilerle ilgili listenin de bir hayli geniş tutulmuştur. Bunda Türkiye’nin yaşadığı terör sıkıntısının da rol oynadığı şüphesizdir. Ancak, Yönetmeliğin taşıma ya da bulundurma izni verilmesi mümkün olmayan kişiler ile ilgili 16. maddesinin, ruhsat alanların suç işlememiş kişiler olmasını aradığı, ayrıca bu kişilerin aldığı ruhsatı kaybetmemek için suç işlemeye özen gösterme yükümlülüğünü uymalarını şart koştuğunu göstermektedir[57][27]. 
10.       Öte yandan, 11/9/1981 tarih ve 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanun[58][28] ise, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan yivsiz av tüfekleri, spor ve nişan tüfek ve tabancaları ve av bıçaklarının yapımı ve satışına ilişkin esasları belirlemek, bunların taşınması ve bulundurulmasını belgeye bağlamak suretiyle denetimini sağlamak amacıyla çıkarılmıştır. Bu kanun kapsamına giren silahlar ise, yivsiz av tüfekleri, avda ve atıcılık sporunda kullanılan ve namlularında yiv-set bulunmayan tüfekler, spor ve nişan tüfek ve tabancaları hava ve gaz basıncıyla çalışan ateşsiz, namluları yivli veya yivsiz olan, uluslararası standartlara uyan tüfek ve tabancalar, av bıçağı ve sadece avda kullanılan, av hayvanlarını kesmeye, yüzmeye ve parçalamaya yarayan oluksuz, sırtı küt veya testereli bıçaklar olmaktadır (m. 3). Kanun, yivsiz av tüfekleri ile sporda kullanılan nişan tüfek ve tabancalarını ve bunların aksamını yapmak üzere fabrika veya imalathane kurma konusunu da düzenlemektedir (m. 8). Bu yasaya göre, yivsiz tüfeklerin satışında, satıcıdan satıcılık belgesi, alıcıdan av tezkeresi, yoksa mahallin en büyük mülkiye amirinden alınacak yivsiz tüfek sahipliği belgesi aranır. Buna karşılık, hava ve gaz basıncı ile çalışan ateşsiz tüfek ve tabanca satışlarında bu belge aranmaz. Kanaatimizce, diğerlerinden pek ayırt edilemeyen ve bu yüzden korkutucu özelliğe sahip olan hava ve gaz basıncı ile çalışan ateşsiz tüfek ve tabanca satışlarında da bazı koşullar aramak yararlı olacaktır. Ayrıca bu kanunda da, 6136 sayılı kanunda olduğu gibi bazı suç ve cezalar öngörülmüştür. Bunlar arasında izinsiz imalata ilişkin cezalar (m.11)[59][29] ile imalat ve satış listeleri ile belgelerin zamanında verilmemesine ilişkin cezalar (m.12)[60][30] yer almaktadır.
11.       Yukarıda ulusal ve uluslararası düzeyde silah denetimi konusunda öngörülen düzenlemelerin ışığında Türkiye’nin öncelikle 1 Temmuz 1982 de yürürlüğe giren 28 Haziran 1978 tarihli Ateşli Silahların Kişiler Tarafından Alımının ve Bulundurulmasının Denetimine İlişkin Avrupa Sözleşmesi’ne taraf olması gerekir. Gayri resmi ilk çevirisi 1980 öncesi Adalet Bakanlığında görev aldığımız dönemde yapılan bu sözleşmenin, tarafımızdan gözden geçirilerek yeniden kaleme alınan yeni çeviri metnini ilişikte sunuyoruz. Sonuç olarak, Türkiye’nin taraf olduğu Sınır Ötesi Suçlululuğa Karşı B.M. Sözleşmesinin ekini oluşturan Ateşli Silahların, Parçalarının, Unsur ve Mermilerinin Yasa Dışı İmalatına ve Ticaretine İlişkin Protokol’ün de bu Avrupa Konseyi Sözleşmesi ile birlikte onanması halinde, ateşli silahların kişiler tarafından alımının ve bulundurulmasının ulusal ve uluslararası düzeyde daha etkin bir denetime tabi olmasının sağlanacağını düşünüyoruz.
 
 
EK:
ATEŞLİ SİLAHLARIN KİŞİLER TARAFINDAN ALIMININ VE BULUNDURULMASININ DENETİMİNE İLİŞKİN AVRUPA SÖZLEŞMESİ
Çeviren : Prof.Dr.Durmuş TEZCAN
 
Bu sözleşmeyi imzalayan Avrupa Konseyi Üyesi Devletler, 
Avrupa Konseyinin amacının, üyeleri arasında daha geniş bir işbirliği sağlamak olduğunu düşünerek, 
Ateşli silahların suçta artan şekilde kullanılmasının ortaya koyduğu tehdidi dikkate alarak,
Bu gibi ateşli silahların çoğu kez yurt dışından sağlandığı gerçeğinin farkında olarak, 
Ateşli silahların sınırlar ötesi dolaşımını denetleyecek uluslararası düzeyde etkin yöntemlerin oluşturulmasını isteyerek, 
Kişi ve mal serbest dolaşımının amaçlarıyla çatışan, sınırlara uygulanması çok güç ve masraflı denetimlere yol açabilecek veya sakınılması zorunluluğunun bilincinde olarak, aşağıdaki şekilde anlaşmışlardır.
Aşağıdaki şekilde anlaşmışlardır.
KISIM I - Tanımlar ve Genel Hükümler
MADDE –1
Bu Sözleşmeye göre:
"Ateşli Silah", sözleşmenin I nolu Ekinde verilen anlamı taşır;
"Kişi", bir sözleşen Taraf ülkesinde işyeri bulunan tüzel kişi anlamını da gelir;
"Tüfekçi", mesleki faaliyeti tamamen veya kısmen ateşli silahların üretimi, satımı, satın alınması, trampası veya kiralanması ticaret veya işi olan kişi anlamında kullanılmıştır;
"Oturan", sürekli ikâmetgahı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (72) 2 sayılı kararına ek 9 nolu kural anlamında sözleşen taraflardan birinin ülkesinde bulunan kişiyi ifade eder.
MADDE –2
Sözleşen taraflar, ateşli silahların yasa dışı ticaretinin önlenmesinde ve bir devlet ülkesinden diğerinin ülkesine nakledilen ateşli silahların araştırılması ve bulunmasında ilgili idari makamlar aracılığı ile karşılıklı yardım sağlamayı taahhüt ederler.
 
MADDE – 3
Sözleşen taraflardan herbiri, bu sözleşme hükümleriyle çatışmamak koşuluyla, ateşli silahlara ilişkin kanun ve tüzükleriçıkarmakta serbest olacaklardır. 
 
MADDE – 4
Bu sözleşme, tüm tarafları Devletler olan veya devletler hesabına hareket edilen satışlara uygulanmayacaktır.
 
KISIM II : İşlemlerin Bildirilmesi
MADDE – 5
1. Sözleşen taraflardan birinin ülkesinde bulunan bir ateşli silah, bir başka sözleşen tarafın ülkesinde oturan bir kişiye hangi şekilde olursa olsun satıldığı, nakledildiği veya verildiği takdirde; bu sözleşen taraf, diğerine bu durumu, bu sözleşmenin 8 ve 9 uncu maddeleri gereğince bildirecektir.
2. Bu maddenin 1 nci bendinin uygulanması amacıyla, her sözleşen taraf, ülkesinde bulunan bir ateşli silahı hangi şekilde olursa olsun bir başka sözleşen tarafın ülkesinde oturan bir kişiye satan, nakleden veya veren kişinin, bu satış işlemine ilişkin bilgileri, bu devletin yetkili makamlarına vermesini sağlayacak gerekli önlemleri alacaklardır.
 
MADDE – 6
Sözleşen taraflardan birinin ülkesinde bulunan ateşli silah, mülkiyetinde değişiklik olmadan bir başka sözleşen tarafın ülkesine sürekli olarak nakledilmiş ise, ilk taraf, ikincisine 8 ve 9 ncu maddelerde öngörülen şekilde bu durumu bildirecektir.
 
MADDE – 7
5 ve 6 ncı maddelerde öngörülen bildirimler, ateşli silahın gönderildiği devlet tarafından bu bilginin yararlı olacağının düşünülmesi halinde, ateşli silahın ülkelerinden transit geçeceği sözleşen taraflara da yapılacaktır.
 
MADDE – 8
1. 5, 6 ve 7 nci maddelerde öngörülen bildirimler, mümkün olduğu kadar hızlı yapılacaktır. Sözleşen taraflar, bildirimin, ilgili satış işlem veya naklinden önce yapılması için ellerinden gelen her gayreti gösterecekler ve başarısız olmaları halinde, daha sonraki dönemde, bu bildirimi, mümkün olduğunca çabuk yapacaklardır.
2. 5, 6 ve 7 nci maddelerde işaret olunan bildirimler, özellikle :
a. Söz konusu ateşli silahı hangi şekilde olursa olsun satan, nakleden veya veren veya mülkiyetinde değişiklik olmadan bir başka sözleşen taraf ülkesine nakleden kişinin kimliğini, pasaport numarasını veya kimlik belgesini ve adresini,
b. Söz konusu ateşli silahın tipi, yapısı ve özellikleri ile numarasını ve ayrıca diğer ayırdedici işaretlerini, 
içerecektir.
 
 
MADDE – 9
1. 5, 6 ve 7 nci maddelerde öngörülen bildirimler, sözleşen taraflarca belirlenen ulusal makamlar arasında yapılacaktır.
2. Gerektiğinde, bildirimler Uluslararası Kriminal Polis Örgütü (İnterpol) aracılığı ile intikal ettirilebilecektir.
3. Her devlet, onama, kabul, tanıma veya katılma belgelerini tevdii sırasında, Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne hitaben yapacakları beyan ile bildirimlerin gönderilmesi gereken makamı belirtir. Her sözleşen devlet, bu makamların kimliğindeki daha sonraki her değişikliği derhal Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne bildirecektir.
KISIM III : Çifte İzin
MADDE – 10
1. Her sözleşen taraf, ülkesinde oturmayan ve ilgili sözleşen tarafın yetkili makamlarındanusulüne uygun şekilde öncedenizin alamamış bir kişiye ülkesinde bulunan bir ateşli silahın hangi şekilde olursa olsun satılmaması, nakledilmemesi veya verilmemesi için gerekli önlemleri alır.
2. Bu izin, bir kişinin ikametgahının bulunduğu sözleşen tarafın yetkili makamlarındanusulüne uygun şekilde kendisine öncedenböyle bir satış için izin verildiği kanıtlanmadıkça verilmez.
3. Bu kişi, satışın yapıldığı sözleşen taraf ülkesinde ateşli silaha sahip olduğu takdirde; 1 nci bentte değinilen izin, sadece ilgili sözleşen tarafta oturanlar arasındaki bir satışa ilişkin izin kural ve koşullarına göre verilecektir. Ateşli silah derhal ihraç olunduğu takdirde, 1 nci bentte değinilen makamlar, sadece söz konusu kişinin oturduğu sözleşen taraf makamlarının böyle bir satışa veya genel olarak bu tür satışlara izin verdiğini belirlemekle yükümlüdürler.
4. Bu maddenin 1 ve 2 nci bentlerinde belirtilen izinler, uluslararası bir izin belgesiyle değiştirilebilir.
 
MADDE – 11
Her devlet, onama, kabul, tanıma veya katılma belgelerini tevdi sırasında, 10 ncu maddenin 2 nci paragrafında öngörülen izinleri vermeye yetkili makamı belirtecektir. Bu devlet, anılan makamların kimliğinde daha sonra meydana gelen her değişikliği derhal Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne bildirecektir.
 
KISIM IV : Son Hükümler
 
MADDE – 12
1. Bu sözleşme Avrupa Konseyi’ne üye devletlerin imzasına açıktır. Sözleşme onama, kabul veya tanımaya tabi tutulacaktır. Onama, kabul veya tanıma belgeleri, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tevdi olunacaktır.
2. Sözleşme, üçüncü onama, kabul veya tanıma belgesinin tevdiinden itibaren üç ayın dolmasını izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir.
3. Sözleşme, daha sonra onaylayan, kabul eden veya tanıyan imzacı devletler açısından, onama, kabul veya tanıma belgesinin tevdiinden itibaren üç ayın dolmasını izleyen ayın ilk günü yürürlüğe girecektir. 
 
 
MADDE – 13
1. Bu sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, üye olmayan herhangi bir devleti bu sözleşmeye katılmaya davet edebilir. Bu daveti kapsayan karar, Avrupa Konseyi Statüsü’nün 20/d maddesine uygun olacak ve Sözleşmeye taraf olan Avrupa Konseyi üyesi devletlerin oy birliği ile alınacaktır.
2. Katılma, tevdii tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girecek katılma belgesinin Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne intikal ettirilmesiyle gerçekleşecektir.
MADDE – 14
1. Her devlet, imza sırasında veya onay, kabul, tanıma veya katılma belgelerini teslim ederken, bu sözleşmenin uygulanacağı ülke veya ülkeleri belirleyebilecektir.
2. Her devlet, onay, kabul, tanıma veya katılma belgelerini teslim ederken veya daha sonraki herhangi bir zamanda, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine yapacağı bir beyan ile bu sözleşmenin uygulanmasını evvelce bildirdiği dış ilişkilerini idare ettiği veya bunu belirtmeye yetkili olduğu herhangi bir diğer ülkeye yayabilecektir.
3. Önceki paragraf gereğince yapılan her beyan, bu beyanda gösterilen ülkeye ilişkin olmak kaydıyla, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapılacak bir tebligat ile geri alınabilir. Bu geri alma, bildirinin Avrupa Konseyi Genel Sekreterince alındığı tarihten altı ay sonra hüküm ifade edecektir.
 
MADDE – 15
 
1. Her devlet imza sırasında veya onama, kabul, tanıma veya katılma belgelerini tevdi ederken, bu sözleşmenin II sayılı ekinde gösterilen çekincelerden bir veya daha fazlasını kullanacağını beyan edebilir.
2. Her sözleşen taraf, yukarıdaki paragrafa uygun olarak beyan ettiği çekincelerin tamamını veya bir kısmını, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapacağı ve alındığı tarihten itibaren hüküm ifade edecek bir beyan ile geri alabilir.
3. Bu maddenin 1 nci paragraf hükümlerine uygun olarak çekince beyan eden sözleşen devlet, çekince beyan ettiği hükmün başka bir sözleşen devlet tarafından uygulanmasını isteyemez; bununla birlikte, çekince kısmi ise veya şarta bağlanmışsa, bu hükmün kendisinin kabul ettiği ölçüde uygulanmasını isteyebilir. 
 
MADDE – 16
 
1. Sözleşen taraflar; bu sözleşmenin hükümlerini tamamlamak veya kurallarının öngürdüğü uygulamayı kolaylaştırmak dışında, bu sözleşme ile düzenlenen konularla ilgili olarak kendi aralarında ikili veya çok taraflı sözleşmeler yapamazlar.
2. Bununla birlikte, iki veya daha çok sözleşen taraf, kendi aralarındaki ilişkileri, yeknesak bir yasaya veya kendilerine daha geniş yükümlülükler getiren bir özel sisteme göre belirlemeleri halinde, işbu   sözleşme hükümlerine rağmen, ilişkilerini tamamen bu sisteme dayanarak düzenleme serbestisine sahiptirler. 
3. Bu maddenin 2 nci paragraf hükümlerine uygun olarak, kendi aralarındaki ilişkilerde bu sözleşmeyi uygulamayacak olan sözleşen taraflar, bu durumu Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildireceklerdir.
 
MADDE – 17
 
1. Avrupa Konseyi Suç Sorunları Komitesi bu sözleşmenin uygulanmasını izleyecek ve gerek duyulduğunda, sözleşmenin uygulanmasından çıkabilecek her güçlüğün dostça çözümünü kolaylaştıracaktır.
2. Avrupa Konseyi Suç Sorunları Komitesi, teknik, sosyal ve ekonomik gelişmelerin ışığında, bu sözleşme hükümlerinde ekleme veya değişiklik yapmak ve özellikle I nolu Ek içeriğini değiştirmek amacıyla öneri hazırlayabilir ve bunu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine sunulabilir.
 
 
MADDE – 18
 
1. Savaş veya diğer olağanüstü hallerde, her sözleşen taraf, bu sözleşme hükümlerine geçici olarak aykırı ve hemen uygulanabilen kurallar koyabilir. Bu devlet, böyle bir istisnayı ve kaldırılışını Avrupa Konseyi Genel Sekreterine hemen tebliğ edecektir.
2. Her sözleşen taraf, Avrupa Konseyi Genel Sekreterine hitaben yapacağı bir tebligatla bu sözleşmeden ayrılabilir. Böyle bir fesih, tebligatın Avrupa Konseyi Genel Sekreteri tarafından alındığı tarihten altı ay sonra hüküm ifade edecektir.
 
 MADDE – 19
 
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Konsey üyesi devletlere ve bu sözleşmeye katılan her devlete:
Her imzayı,
Her onay, kabul, tanıma veya katılma belgesinin teslimini,
12 ve 13 ncü maddelere uygun olarak bu sözleşmenin her yürürlüğe giriş tarihini,
9 ncu maddenin 3 ncü paragraf hükümlerine uygun olarak alınan her beyan veya bildiriyi,
11 nci madde hükümlerine uygun olarak alınan her beyan veya bildiriyi,                        
14 ncü madde hükümlerine uygun olarak alınan her beyan veya bildiriyi,                       
15 nci maddenin 1 nci paragraf hükümlerine uygun olarak yapılan her çekinceyi,
15 nci maddenin 2 nci paragraf hükümlerine uygun olarak yapılan her çekincenin geri alınmasını,
16 ncı maddenin 3 ncü paragraf hükümlerine uygun olarak alınan ve bir yeknesak yasa veya özel sistemi ilgilendiren her tebligatı,
18 nci maddenin 1 nci paragraf hükümlerine uygun olarak alınan her tebligatı ve duruma göre sözleşmeden geçici ayrılma veya bunun geri alınması tarihini,
18 nci maddenin 2 nci paragraf hükümlerine uygun olarak alınan her bildiriyi ve ayrılmanın hüküm ifade edeceği tarihi,
tebliğ edecektir.
 
Usulüne uygun şekilde yetkili kılınan aşağıda imzaları bulunanlar bu sözleşmeyi imzalamışlardır.
Strazburg’da 28 Haziran 1978 tarihinde İngilizce ve Fransızca düzenlenen bu sözleşmenin her ikisi de geçerli metinlerini birlikte içeren tek nüshası Avrupa Konseyi arşivlerinde saklanacaktır. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri bunun onanmış bir örneğini imzalayan veya katılan her devlete verecektir.